İyi Bayramlar

01/09/2017 00:07 1169

Bugün Kurban Bayramı… Mübarek bir gün… Herkes kendi imkanları ölçüsünde kurbanını kesecek… Yüce Allah kurbanını dualarla kesen herkesin duasını kabul etsin… Her Kurban bayramında görmeye alışık olduğumuz manzaralar da çıkacaktır bu kurbanda, acemi kasaplar, kurban yerine, elini, kolunu, bacağını kesenler… Kurbanı tam kesecekken elinden kurtulan küçük ve büyük baş kurbanlıkların sokaklar aralarında kovalanması, yakalamak için verilen bin bir türlü mücadeleler, belki de en yürek dağlayanda kurbanlıklara yapılan eziyetler…

Evet bugün kurban bayramı, bir çok insan kendi imkanlarıyla kurbanını kesecek, kendine yeteni alacak, artanını da ihtiyaç sahiplerine paylaştıracak… paylaşmak hakikaten de güzel bir duygudur… Paylaşım, bu sadece kurban bayramına özgü olmamalı… Kişi, kendine fazla gelen ne varsa gerçek anlamda ihtiyaç sahibine vermeli… Maddi ve manevi paylaşım kişiye huzur verir, sizleri bilmem ama kendi adıma bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Geçtiğimiz günlerde sosyal medya üzerinde bir yazı okudum… Gözlerim doldu, bu yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum… Eğer vicdan sahibi iseniz, gerçekten de gözleriniz dolacaktır.

***

Kocadere köyünde büyük bi sargı yeri kurulur. Kimi Urfalı, kimi Bosnalı, kimi Adıyamanlı, kimi Gürünlü, kimi Halepli çok sayıda yaralı getiriliyor...
Bunlardan biri Lapsekinin Beybaş Köyündendir ve yarası oldukça ağırdır. Zor nefes alıp vermektedir. Alçalıp yükselen göğsünü biraz daha tutabilmek için komutanının elbisesine yapışır.Nefes alıp vermesi oldukça zorlaşır ama tane tane kelimeler dökülür dudaklarından.
"Ölme ihtimalim çok fazla... Ben bir pusula yazdım...Arkadaşıma ulaştırın..." Tekrar derin nefes alıp, defalarca yutkunur: "Ben...Ben köylüm Lapseki'li İbrahim Onbaşından 1 Mecit borç aldıydım...Kendisini göremedim. Belki ölürüm. Ölürsem söyleyin hakkını helal etsin"
"Sen merak etme evladım" der Komutanı, kanıyla kırmızıya boyanmış alnını eliyle okşar. Ve az sonra komutanının kollarında şehit olur ve son sözüde "söyleyin hakkını helal etsin" olur...
Aradan fazla zaman geçmez. Oraya sürekli yaralılar getiriliyor. Bunlardan çoğu daha sargı yerine ulaştırılmadan şehit düşüyor. Şehitlerin üzerinden çıkan eşyalar, künyeler komutana ulaştırılıyor. İşte yine bir künye ve yine bir pusula. Komutan göz yaşlarını silmeye daha fırsat bulamamıştır. Pusulayı açar, hıçkırarak okur ve olduğu yere yığılır kalır. Ellerini yüzüne kapatır, ne titremesine nede göz yaşlarına engel olamaz : "Ben Beybaş Köyünden arkadaşım Halil'e 1 mecit borç verdiydim. Kendisi beni göremedi. Biraz sonra taarruza kalkacağız. Belki ben dönemem. Arkadaşıma söyleyin ben hakkımı helal ettim."
***

Kurban Bayramınız kutlu olsun, paylaşımlarınız ise, gönlünüzden olsun.