İnsan - Allah’ın yeryüzü halifesi

07/09/2018 05:17 1119

Varoluşu dünyada bir Halife yaratma süreci olarak görebiliriz. Yaşam denilen süreci anlamak için, tekâmülün ne olduğunu kavramak gerekiyor. Var oluşun yeryüzü üzerinde görünen, görünmeyen tüm boyutları, insanın Allah’ın yeryüzünde halifesi olma şeklinde tanımlanabilir.

Bu süreçte refakatçileri, destekçileri ve vazifelilerin yer aldığını anlamamız ve idrak etmemiz, bu sürecin bir parçası değil mi? (Cenabı Allah, insanın hemen yanı başında görevli melekler ‘Kiramen kâtibin/ yazıcı melekler’ olduğunu bildiriyor)

Biz insanlar hangi sonsuz olasılıklar içinde, hangi süreçlerden geçerek, bugünkü halimize geldik, bunun üzerinde düşünmek gerekiyor.

Rolümüzü biz mi seçtik, yoksa bu rol bize verildi mi?

Yaşama her başladığımızda boş bir bilgi bankasıyla başlayıp, öğreniyoruz.

Cahil olarak değerlendirildiğimiz dönemlerde, bilgi ve tecrübe yoksunu iken, nice yanlışlar içinde olup, aradan yıllar geçince yaptıklarımızdan hicap duyuyoruz.

Yanlışa sapmadan doğru yolda ilerleme, meleklerin yoludur. İnsan yanlışlar içinde yürüdüğü bir yaşamda, doğruyu deneme-yanılmalarla bularak ilerleyecek ve sonunda Allah’ın halifesi olma sıfatına erecektir.

Rabbini bulmak isteyen insan, kendi içindeki gönül yolunu fark edip izlemek zorundadır.

İnsan sürekli yaratıcısını arar.

Varoluş hikâyesinin tamamında insan, sonuçlara bakarak, sebeplerini araştırarak yol alıyor. Yaratıcısının işaretlerini gözleyerek, izleri takip ederek, O’nu bulmaya çalışıyor. İçindeki bilgeyi fark edip, sezgilerine yönelince, doğru yolda olduğunu anlıyor. Rabbine giden yolda olduğunu anlayınca, sezgilerinin şifrelerini çözmeye başlıyor.

Bu yol biz insanlar için çok uzun bir yol. Varoluş, dönüp geriye bakınca bizler için sonuz gibi, oysa Allah katında, bir günün(tek bir an’ın) hikâyesi kadar.

Kur-an Bakara Suresi 2/30.Ayet

Bir zamanlar Rabbin meleklere; “Ben arzda bir halife atayacağım/Yaratacağım” demişti de onlar şöyle konuşmuşlardı: ”Orada bozgunculuk etmekte olan, kan döken insanı mı atayacaksın? Oysaki bizler, seni hamd ile tesbih ediyoruz; kutsiyetini(her türlü eksiklikten beri oluşunu) dillendirmiyor muyuz?” dediler. Allah buyurdu: “Şu bir gerçek ki ben, sizin bilmediklerinizi bilmekteyim.”