İnsan aklı ve Cennet

19/07/2018 21:57 2104

İnsan aklını kullanarak Allah’ın yarattığı nimetlerden yararlanıyor. İnsan dünyada aklını kullanarak aldığı yol, bir bakıma Ahiret hayatının nimetlerine ulaşmak adına kazanımlarla ulaşıldığı bir yoldur. Yani Cennetin yolu yine akıldan geçer. Ezberletilmiş bir yaşamla, ne Ahiret nimetleri, ne de Cennetin yolu bulunabilir. İnsan aklını kullanarak, bilinmez bir bulmaca gibi görünen Cennetini bulabilir.

Şeytanın görevi, aklın sırtına binerek yük olmaktır. Karşıtlar olmadan, tanımlama mümkün olmuyor. Bir şeyi tanımlamak için muhakkak karşıtı gerekiyor. İşte şeytan karşı görüş meleği görevini üstlenmiş. Bir bakıma doğruyu anlamak için, sana yanlış gösteriliyor.

“Şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım.”

Zihnin ön kabullerden(ön yargılardan) arındırılması gerekiyor. Ön kabullerle yol alınması insanı bilinmezliklere götürür.Kur-an, aklı yürütme üzerine bir sistematik getiriyor. İşte bu nedenle karşıt bir sistem, karşıt bir görüş olmadan, yerleşik aklı geliştirmek mümkün olmuyor. (Zıt eşlilik, zevciyet, polarizasyon denilen bu konuyu ileriki bölümlerde geniş olarak yazdım)

İnsan beyni, işletilip hareket etmediği zaman hücreleri ölüp erimeye başlıyor. Bu nedenle insanın sürekli düşünce üretmesi gerekiyor. Şeytan negatif etki ile bir şekilde insanın Tanrısal olan aklını vesvese vererek dinç tutuyor. Şüpheler zihnimize doldukça, insan aklı hakikati bulmak için mücadele ediyor. Hakikati arayan muhakkak bulacaktır. Çünkü hakikatin enerjisi çok güçlüdür ve her zaman galip gelir.

Allah’ı kavramak için düşünmek gerekir. İnsanı insan yapan düşünebilmesi ve aklıdır.

Şeytan “Allah yoktur” demez. “Allah tabii ki var” der. Ancak, “Bunu düşünmene gerek bile yok” diyerek, seni düşünmekten uzak tutar. Allah’ın verdiği aklı, kullanmaktan seni soğutur.

Kur-an öğrenmek - Mana ve tefsir

Allah, Kur-anı Hz. Muhammed’e vahiy yoluyla iletti. Allah’ın ilhamıyla yazılarak günümüze geldi. İlham, Kur-anın mana boyutu için, tüm insanlar için geçerlidir. Sözcükler, sadece yan yana getirilerek gerçek manaya ulaşılamaz. İç dünyandan, mana boyutuna bağlanarak, sözcüklerle, alınan ilham ile manalara gerçek anlamda varılır.

Sadece bilgiyi almak yeterli midir?

Ezberci bir yaklaşımla sadece bilgiyi almak ve sorulduğunda aynı şeyleri aktarmak, insanın tekâmül yolunda yerinde sayması demektir. Bilgi işlenmek içindir. Kur-an sadece bilmek, ezberlemek için değil, öğrenmek ve mana kazandırmak içindir.

Bilgi, fikir üretmek içindir. Fikir üreten insan entelektüel tanımına girer.

Bilinmezlikler ağı örmek ve kimse bunları bilemez demek, insan aklını kısıtlamak demektir. Oysa insanın aklının, düşüncesinden ve kalbinden açılan yol, sonsuz bir yoldur.

Bilmemek, bilemediğini söyleyebilmek, erdemli bir davranıştır. Öğrenmek arzusu olduğu müddetçe, öğrenmenin yolu açıktır.

Kur-an bilmekle ilgili değil, öğrenmekle ilgilidir.

Kur-an varmak değil, yol almaktır.

Kur-an Rabbin ilmini öğrenmektir.

Bu ilimle hakikate varmak,

Hakikatin duru, kısa ve öz güzelliği içinde,

İnsanın özünü kavrayarak yol alması demektir.

Kur-an’ı anlamak demek,

İnsana en iyi gelen,

Çelişkileri gideren,

Soruların cevaplarını en doyurucu şekilde sunan,

Kanaat oluşturmak için değil,

Yeni bir yaşam biçimi oluşturabilmek adına,

Okuyarak anlamaktır.

“Artık sadece sözcüklerin manasına göre anlama yerine, İnsanın özünün mana boyutunda kavramasının çağı söz konusudur.”

Hakikat acelecidir.

Hakikat her şeyden öncedir.

Hakikate varmak,

Yeni hakikatler için yol almaktır.