İnönü’nün dilinden Atatürk (7)

15/04/2018 22:06 194

Sanırım bundan 5 yıl önceydi.

Hürriyet Gazetesi, tarihe ışık tutacak harika bir ilave verdi.

Benim de şefliğimi yapmış, efsanevi gazeteci Abdi İpekçi’nin 1968 yılında İnönü ile yaptığı unutulmaz bir söyleşi ile bilinenleri doğruladı, bilinmeyenleri de gün yüzüne çıkardı.

İpekçi’yi çok iyi tanıdığımdan ona yürekten inanıyor ve İsmet İnönü ile yaptığı bu muhteşem söyleşiyi, zaman zaman sizlerle yeniden paylaşmak istiyorum.

***

CHP, O ZAMAN HALKA İNMEMİŞTİ

Abdi İpekçi’nin  İsmet İnönü’ye sorduğu “Halk Partisi’nin halka yaklaşması ve ‘Egemenlik Ulusundur’ sözünü samimiyetle gerçekleştirmesi hususunda tatbikatının yetersiz kaldığı, halka inemediği, özellikle o yıllardaki dönem için ileri sürülür. Bu iddialar karşısında görüşünüz nedir?” sorusuna İsmet Paşa samimiyetle “evet haklısınız” cevabı vermiş ve şöyle devam etmişti;

-Bütün bunlar, çok partili hayata geçtikten sonra meydana çıktı.

Şayan-ı dikkat olan odur ki, tek parti zamanında halka inmemekle, istediklerini yapmakla itham edilmiş arkadaşlarımız, bizden ayrıldıktan sonra herhalde eksiklerini çok iyi bildikleri için, bu meseleyi geride kalanlar aleyhine, yani bizim aleyhimize istismar ettiler.

-Atatürk zamanında toprak reformu gibi, ağaların tahakkümü gibi problemler üzerinde durulmamış mıdır?

-Hepsinin üzerinde nazari olarak durduk. Ama işte, işin derecesini, hududunu biliyorsunuz.

-O devirde arzu edilen bir toprak reformu, bugünden daha kolay gerçekleştirilemez miydi?

-Belli değil.

-Neden?

-Biz buna dokunmadık. Dokunulduktan sonra anlaşılır böyle şeyler.

-Atatürk’ün ordu ve politika konusundaki görüşleri nelerdi?

-Oldum olası, daha İttihat ve Terakki zamanında, bu parti ile aramızda beliren ilk mesele şudur: Ordunun siyasetten ayrılması. Yani orduda subay olacak, aynı zamanda bir siyasi partinin azası olarak çalışacak ‘bu olmaz’ dedik biz.

Atatürk bu fikirdeydi.

Ben o fikirdeydim.

Karabekir o fikirdeydi.

Bunun mücadelesini yapıyorduk.

İttihat ve Terakki’nin, hükümetin başında bulunanlar ise ordunun politikadan ayrılmasına imkan görmüyorlardı.

-Siz de orduda iken politikanın içinde olmadınız mı?

-Yani Milli Mücadele’de…Bunu tabii karşılamak lazım.

Milli Mücadele esasen bir ordu ihtilali idi…O gözle de görülebilir.

Böyle olunca ne yapacaktık?

Düşman memleketi istila etmiş , ondan kurtulmaya çalışıyoruz.

Ordu var, ordunun muharebe etmesi lazım.

O zaman ordu kumandanlarının milletvekili olması tabii geliyordu bize.

Ama muharebe bitince bunun mahzuru meydana çıktı.

Hem mecliste bulunacak, hem de elinde ordusu olacak.

Nasıl olacak bu?

Aramızda ihtilaflar olunca bu durum tehlikeli neticeler yaratabilecekti.

Olmaz, dedik ve hepimiz askeri vazifelerimizden ayrıldık.

-O zaman kolay olmuş muydu ordunun siyasetten ayrılması?

-Kolay olmuştu.

Önce biz çekildik ve mecliste bulunanları çektik…Kolay yaptık.