İman

27/09/2018 22:08 1123

İmanı, Allah’a iman çizgisinden çıkarırsak, iş değişir. İnsanlar küfre, inkâra da iman edebilirler. Buda imansızlığa iman olur. İnsan ile yaratıcısı Allah arasında mümin olma sıfatı ortaktır. Allah’ın müminliği, güven verici, güven kaynağı olmayı; insanın müminliği ise Allah’a güvenmeyi ifade eder.

Yani mümin olmak; hem güvenen, hem de güvenilen olmayı icap ettiriyor.

Allah’a iman dairesinden çıkarsak, işler değişir: İnsanlar küfre, inkâra da iman edebilirler.

Kur-an, erdirici iman tarifinde insanı, emaneti yüklenen varlık olarak ele alır. İmanı, gönülden benimseme ve tasdik olayı olarak anlatır.

İman, en kısa tanımı ile Allah’ın varlığına, birliğine inanmaktır.

İnsanlar, bilerek iman ederler ise; mümin olmaktadırlar.

İman sözle ikrar yani “İman ettik” demekle başlar; bilme ile mümin olunur. Dış görünüşle, taklit edilmiş yaşam biçimiyle, riya ehli olunarak iman olmuyor.

İman etmek İslam’ın ta kendisidir. Allah’a sarsılmaz bir güvenle, bilmediği-göremediği gerçeklerin varlığına; Gayb’a inanmaktır.

İslam bilgeliğini anlatırken, “Bilge insan, bilmediğinin bilincinde olan insandır” demiştik.

İşte iman eden insan(mümin) bilmediklerinin bilgisi, kendisine açılıncaya kadar beklemeyi bilir. Kur-anın kazandırdığı bilinçle, aklı ve gönlü kadim bilgilere ve yeni bilgilere açık bir halde yol alır.

Yeni bilgiye kapalı gönüller ise, tekâmül felsefesini ve ölümsüzlüğü kavrayamazlar. Bu nedenle hayatın her anında, bire-bir yaşamaya çalışırlar. Ölümsüzlüğü kavrayamayınca, ölüm korkusuyla yaşamak zorunda kalırlar.

Bu nedenle, tutuculukla dindarlık, aynı bedende yaşanamaz.

İnanç iman değildir. İnsanlar birçok şeye inanabilir ve inandığı şey uğruna ömrünü tüketebilir. İnandığı ve uğruna mücadele ettiği şey sonunda inandığı gibi olmayabilir veya inandığı gibi olduğunu ispat edebilir.

İnanç düşüncenin harekete geçmiş halidir. Düşünür inançlarını yenileyebilir. Her ihtimali düşünür. İnanç ve düşünce, fikrin iki basamağı olarak yer alır. Düşünmek, var olan tüm kanalları irdelemek, araştırmak ve ”nerde ne var” ile ilgili muhasebe yapmaktır.

Düşünür inançsız kişi değildir. Tam tersi inançları olan ve bu uğurda yol alan insandır.

Filozoflar, bilim adamları, dünyanın en inançlı insanlarıdır.

İnandıkları uğruna bir ömür düşünce üretirler. İnançları, Allah inancıyla bütünleşirse, bu iman olur.

İnanç ve ezber, birlikte olamazlar. İnançlar yaşamla birlikte, yenilenirler. Yaşam bir akıştır. Her an yenilenerek devam eder. Sürekli bir hareket halindedir. Yaşamın gerçek anlarını biz göremeyiz. Ancak yaşamın gerçek anlarını fotoğrafların donmuş karelerinde görebiliriz. Donmuş kareleri incelersek, her karenin farklı ve başka olduğunu görebiliriz. Ezber, bir konunun durağan halidir.

Yaşam nasıl akıştaysa, inançlarda akar.