Hizmetin İyisini İstemek

28/03/2019 04:14 1216

 

İnsanoğlu zayıf bir varlık.

Nimetler içinde yaşarken, çok defa bunun kıymetini bilmez.

Ama bu değerleri muhtelif sebeplerle kaybettiklerinde  “vay canına, şimdiye kadar hiç kıymetini bilmemişiz” deyiverir.

Bu yüzden ilk bakışta, bıktırır gibi görünse de, insanlara zaman zaman hatırlatmalarda bulunmak gerekir.

Bu ön girişi neden yaptığımı anladınız mı?

Bu gün ele alacağım “toplu taşımacılık” konusunda “Aman hocam, bu konuyu ne kadar çok pişirip, sofraya getiriyorsun” diyeceklerin önünü peşinen kesmek için.

İşte bu yüzden “ aynı konuyu ne kadar çok işledin, değişen ne oldu, diyenlere rağmen; Adana, Mersin İskenderun arasında seyreden banliyö trenlerindeki aksaklıklara, bu yol üzerindeki hemzemin geçitlerde yeterli tedbir alınmamasından söz edeceğim.

Neredeyse yaz geldi.

Mevsim olarak İlkbahar’dayız.

Ancak; İskenderun, Mersin, Bürücek,Tekir ve çevresinde yazlığı olanlar; hafta sonları buralara gidip gelmeye başladılar.

Arabası olanlar, kendi araçları ile, olmayanlar ise, otobüs, minibüs ya da trenle seyahat ediyorlar, bu ara mesafelerde.

Belli ki; insanımız hala treni en güvenli ulaşım aracı olarak görüyor.

Ama tren yolu üzerindeki hemzemin geçitlerden geçmek zorunda olanlar için de aynı güvenden söz etmek mümkün mü?

Onlar artık “hemzemin kazası” duymak istemiyorlar.

Ha bir de bu trenlerin yazın çalışmayan klimaları ile ihtiyaca göre  ayarlanamayan “ek seferler” konusu var.

Demiryolları; bunların tedbirini şimdiden almalı.

Ünlü bir filozof, Okyanus’un kıyısında,  sahile vuran deniz yıldızlarından gücünün yettiklerini, yeniden yaşama dönmeleri için, alıp alıp denize atarmış.

Kendisini bir kenarda güneşlenirken merakla izleyen bir hayranı sormuş:

“Üstat, Allah aşkına ne yapıyorsunuz öyle eğilip kalkıp?”

“Deniz yıldızlarını yeniden hayata döndürmeye çalışıyorum” demiş ünlü düşünür.

Adam; biraz da işğüzarlıkla suçlayarak onu uyarmış.

“Üstat, bu kilometrelerce uzunluktaki sahilde milyonlarca deniz yıldızı var. Siz bunlardan kaçının hayatını kurtaracaksınız?..Yani  beş, on tanesini denize atsanız ne fark eder?” deyince, filozof elindeki deniz yıldızını da derin sulara fırlatarak ona cevap vermiş:

“İşte bunun için çok şey fark etti.. O artık yaşayacak”

Bu anekdotu niye anlattım?

Bu tür uyarıların işe yaramayacağını düşünüp yaptıkları doğru işlerden “çok küçük, işe yarar mı?” diye vaz geçmeleri önlemek amaçlıyım.

Bir bakarsınız bizim bu ısrarlı ikazımızla belki sadece bir noktada tedbir alınmasını sağlayıp, bir kaza’nın önüne geçiveririz.

Hiç belli olmaz.

O yüzden bedbinliğe gerek yok.

Hem zaten ülkemizde ve de kentimizde, bedbin olmamızı önleyecek güzel şeyler de oluyor.

Bir tebessümle noktalayalım mı?

Yaşlı adam Mersin Halk Otobüsü’nde itile kakıla, ayağına basıla basıla ayakta durmaya çalışırken şoför bağırmış;

“Lütfen boş yerleri dolduralım, bir sürü boş yer var”

Sıcak ve itişip kakışmalardan bunalmış olan ihtiyar, sesinin çıktığı kadar avazla cevaplamış;

“Oğlum ya sen boş yerin ne olduğunu bilmiyorsun, ya da gözlüğe ihtiyacın var”

Bana hiç kızmayın.

Hizmetin iyisini istemek, bu insanların hakkı…