HER YENİLGİ BİR DERSTİR 2

08/07/2019 06:17 745

 

Gençliği filan da eleştirmeyi bırakalım. Bu nesil kimin eseri! Daha doğrusu, hep birlikte sorumluyuz. Sanki gençler de anne-babasına ‘üf’ bile demeyen bir nesildi…Ya da aileleri onları bu ahlakla yetiştirdi. Tencere yuvarlandı, kapağını buldu. Anneler çocuklarının karnını doyurmaya gösterdiği özeni çocuğunun kafasını doyurmaya gösteriyor mu acaba? Çocuğunun elbisesinin temizliğine gösterdiği özeni, çocuğunun kalbinin temizliğine gösteriyor mu idi sanki. Rüzgar ektik, fırtına biçiyoruz! Dindar nesil yerine, inancı ve içi boş kindar nesil yetiştirdik.! Düşünmeyen, öğrenmeyen, tartışmayan, sorgulamayan, ilimden bilimden uzak, kitap okumayan, kendini geliştirme, bilgili ve kültürlü olma yönünde çaba sarf etmeyen bir nesil…Ama biz hala farkın da değiliz hatalarımızın. Daha doğrusu; kabullenmek istemiyoruz.

Seçim öncesi, AK Parti İlçeden bir grup İstanbul’da bir Anadolu İmam Hatip Lisesini ziyaret eder. İmam Hatip son sınıftaki kız öğrencilerle sohbet ederler. “Oyunuz Binali beye herhalde” deyince, aldıkları cevap şu olur: “Biz imam hatipliyiz diye AK Parti’ye oy vermeye mecbur muyuz, Ekrem beyin duruşu bize çok yakın geliyor.” Bizimkiler bunu beklemiyorlardı. Bizim tarlamızı başkaları sürmüştü, köprünün altından çok sular akmıştı. Güzel binalar yaptık ama, dışı birilerini kıskandırırken, içi bizi yakıyordu! Bizim İmam-Hatip dernekleri, Vakıfları ‘Deist İlahiyatçı, Meslekçi’(!) beklemiyorlardı. Sahi, ‘bizim eskiden ’ ‘İrşad faaliyeti’ diye bir faaliyetimiz vardı değil mi. ‘Tebliğ’e çıkardık.’ Şimdi ‘Deistlik’ten şikayet ediyoruz. Neyse! Halimiz bu! Şimdi ah-vah etmeyi bırakıp, takkemizi önümüze koyup düşünmemiz gerek. Tarikat, parti, vakıf, dernek, vakıf, evet şimdi övünme ve dövünme zamanı değil. Çözüm üretmeliyiz, Ne yapacaksak hemen şimdi! Zira yarın çok geç olabilir. Şimdi itiraf zamanıdır… Şimdi hatalarımıza, noksanlarımıza sahip çıkma zamanıdır. Samimice, açıkça, dürüstçe… Şimdi nerede yanlış yaptık? Sorusunu açık yüreklilikle sorma zamanıdır.

‘Yiğit, düştüğü yerden kalkar’ misali… Şimdi hatalardan, noksanlardan, yanlışlardan ders çıkarma ve arınma zamanıdır…Kibirden, azametten, kendini beğenmişlikten, her şeyi ben bilirim havasından, insanlara soğuk davranıp, mesafeli olmaktan, onlara tepeden bakmaktan, ben yönetimdeyim, kimsenin önerisine ihtiyacım yok anlayışından, paylaşmamaktan, bencillikten, ilgisizlikten uzak kalma zamanıdır. Dün ağabey diye hitap ettiği kişiye, geldiği mevkii ve sahip olduğu makam gücü nedeni ile zoraki selam veren, hatır dahi sormayan zihniyetten fayda gelmez artık…Laf, söz dinlemeyen, kendini her kesten üstün gören mağrurlardan hayır gelmez artık… Buna, düpe düz güç zehirlenmesi derler…

Bunlar, parti yöneticilerinin ve her kademede ki teşkilat mensuplarının genel de ki tavır ve davranışlarıdır.

Öyle ki; parti kuruluşundan beri, hiçbir çıkar gözetmeden, yalnız ve yalnızca, ‘Halk için, Hak için, Allah rızası için, hiçbir makam, mevkii ve çıkar beklentisi olmadan çalışan, hizmet eden, saf kan partililer’, bu gün yok…!!! Ya kırıldılar, ya küstüler… Dün partiyi eleştirenler, dün partiyi beğenmeyip küfredenler, bu gün yönetim kademelerine getirildiler… O Saf kan partililer dışlanırken, bu tipler, baş tacı yapıldı.

Unutulmamalıdır ki, Her insanın, ekmek gibi, su gibi, hava gibi, ilgiye ihtiyacı vardır.

Önemsenmeye ve değer görmeye ihtiyacı vardır. Sen benim için önemlisin, değerlisin duygusunu hissetmeye ihtiyacı vardır. Aidiyet duygusuna ihtiyacı vardır. Kendini yabancı hissettirdiğiniz an da, o insanı kaybedersiniz..

İşte Ak Parti bu duyguları kaybetti. Eyyamcıların, yağdanlıkların, evet efendimcilerin, çıkar peşinde koşan menfaat gruplarının partisi oldu. Gerçek Ak Partililer dışlandı…

Asıl Sorun bu… Ak Parti bunları çözemediği, fabrika ayarlarına dönemediği takdirde, siyasi hayatın tozlu raflarında yerini alan, partiler safına katılmaktan kurtulamaz.

Ne olursa olsun, bedeli neye mal olursa olsun, gerçekçi olmalıyız. Yanlışlarımıza sahip çıkıp, hatalarımızı kabullenmeliyiz. Aslı astarı olmayan algılarla kendimizi kandırmayalım…

Akıllar başlara devşirilmezse, bu gidiş, gidiş değil…Bunun için, tarihe ve mezarlıklara bakmak kafi…

SON SÖZ:’’ SUÇ, SAMUR KÜRK OLMUŞ, KİMSE ÜSTÜNE ALMAMIŞ…!!!’’