Her şeyin bir sınırı, bir sonu vardır, aşkın da

16/02/2019 15:36 865

On yaşında idi tanıdığımda onu.Ünlü, zengin bir ailenin biricik kızıydı.Kıvır kıvır saçlı, yeşil gözlü, güzel yüzlü, masum ve de utangaç.Giderek artan geçimsizlik sonunda yıkıldı yuvaları.O kaldı annesiyle.Sık göremiyordu, devamlı iş seyahatine çıkan babasını.Baba özlemi duydu hep, mutsuz oldu.

İyi bir eğitim gördü.Geliştirdi,yetiştirdi kendini.Kültürlü, kibar, görgülü ve de güzel bir kız olarak, dikkat çekti, beğenildi, hatta kıskanıldı.Bu durumdan hoşlanıyor, kendine güveni artıyordu.Ta ki bir arkadaş toplantısında, onu görünceye kadar.Şaşırdı, sarsıldı, sanki bir ateş düştü gönlüne.O ateş ki yakı, kavurdu onu, ucu bucağı olmayan aşk denizine itiverdi.

Seviyordu, hem de delicesine.Her aşık gibi kördü,sağırdı, aklı, mantığı yok olup gitmişti.Karşılık da bulmuştu aşkına, özlemini çektiği baba sevgisini de bulduğunu sanmıştı.İkilemleri de yok değildi.Aşk, onu bırak kendini derken, aklı da sakın ha diyordu.

Değişti işler zamanla.Sevgilisi araya mesafe koymuş, fazla ilgi göstermemeye başlamıştı. Anlamadı neden böyle olduğunu.Gene de hayrandı erkeğine, öte yandan öfkeli.Hatalarına,ihmalkarlığına rağmen, gene de sevmek istiyordu.

Çok uğraştı durumu düzeltmek için.Sükut zırhına büründü, pasif savunma yaptı, olmadı.Yumuşatamadı bir türlü katılaşmış zırhları.Düşündü, düşündü günlerde.Sonra da şu kanıya erişti : O da kendisi gibi sıkıntılar, çileler çekmişti.Kimileri bundan ders alır, olgun ve mutedil olurlar.Kimileri de, sevgilisi gibi sert ve de gaddar.Taptığı sevgilisi, dünyevi hırslar merdiveninde en tepeye çıkmak için çok acımasız ve de çok katıydı.Göğüs kafesinde kal değil de, sanki taş taşıyordu.Oyuncak zannettiği yaşamı fazla ciddiye almıyordu.Zekiydi, yakışıklıydı, başarılıydı ama acımasız ve de zalim.

Üstelik onu bir başka kadınla aldatmıştı.Bunu duyunca üzüldü,adeta yıkıldı.Kendini beğenmemeye, aşağılamaya, hatta suçlamaya başladı.

Bu kadarı da fazlaydı artık.Zaten tükenmişti, yorulmuştu, devamlı düşünüp mücadele etmekten.Gözleriyle anlaştıkları, konuştukları, kavga edip barıştıkları o güzel günler, çok güzel günler, çok gerilerde kalmıştı.Her şeyin bir sınırı, bir sonu vardır, aşkın da.Aşk bitti bitmesine de, geride uyuşmuş bir zihin, hala çarpan bir kalp kalmıştı.Sonra da kandili yavaş yavaş sönen bir gönül.

Yaralarını sararken, başkalarının düştüğü hatalardan uzak kaldı.Kimseleri suçlamadı, kendini kandırmadı, intikamı, intiharı, itiharı düşünmedi.Bulaşmadı alkole, uyuşturucuya.Biliyordu, bunların çare olmadığını, sadece acıları uyuşturduğunu.

Sosyal yardım kurumlarında çalıştı.Sanatla ilgilendi, doğaya gönül verdi.Bir huzur limanı, bir huzur barınağıydı doğa.Bir gün öyle bir yer buldu ki, şu sözler ansızın döküldü dudaklarından "Burası, insanlara çok uzak, Tanrıya çok yakın bir yer."

Sık sık gidip saatlerce baş başa kaldı Tanrısıyla, bu kutsal mekanda.İçinde yavaş yavaş, en yüce aşk, Tanrı aşkı filizlendi, huzuru, güveni buldu, bir süre sonra.Horladığı, suçladığı, acıdığı benliğini sever oldu.Mutluluğun, sevincin neşesi yerleşti, gülmeyi unutan o güzel yüzüne ve dudaklarına.Yaşam gerçeğiyle ilgili bir çok şeyin de farkına vardı.Örneğin : Zorluk, sıkıntı, sancı çekilmeden bir yere erişilemez.Her olay güçlüler için, eksikliği gidermeye bir fırsattır.Dıştaki kirler yıkanınca temizlenir, gider.Ama içimizdeki kirler, hasetler, art niyetler yıkanınca kaybolmazlar.Esas kirlilik dışta değil içte, kalptedir.Bu gün dünün izlerini, kalıntılarını, yarının da tohumlarını taşır gibisinden

Böyle tertemiz, yeni bir başlangıç, beyaz bir sayfa açtı yaşamında.Umarım bundan sonrası istediği gibi geçer.Arzuladığı mutluluğa da kavuşur.Çünkü o, bunları çoktan hakketti.

Bu öykünün benzer durum yaşayanlar için, kurtarıcı bir örnek olması dileğiyle.