Hani bir beka meselemiz vardı?

01/07/2019 06:31 1275

Balkan Harbi’nin hemen öncesiydi.

Osmanlı’nın Dışişleri Bakanı bir Ermeni idi.

Siyasi tercihlerinin öne çıkarılmasıyla birlikte, ordunun temel disiplini, eğitimi emir ve komuta hiyerarşisi altüst edilerek bozulmuştu.

Askerler subaylarını, subaylar da komutanlarını tanımamaya başlamışlardı.

1908’den Balkan Harbi başlangıcına kadar, orduya sadece iki sefer tatbikat yaptırılabilmişti.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen, Trakya ve Makedonya’daki askeri kuvvetimiz, düşmanlarımızın iki katıydı.

Fakat ne oldu biliyor musunuz?

Hani derler ya “Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü?”diye.

Ona nazire, Rumeli’den tam 75 bin askeri terhis ettiler.

Ne zaman?

Seferberlik ilanından yaklaşık bir, bir buçuk ay önce.

Peki gerekçeleri neydi?

Gerekçe; harp tehlikesinin olmayışı ve hasat zamanının yaklaşmış olması gibi,inandırıcı olmayan sebepler.

Terhisten önce, Osmanlı’nın (Barış Zamanı) kuvvetleri 280 bin kişiydi.

Daha önce de siyasi sebeplerden dolayı (görüntüde ise orduyu güçlendirmek adına) , Rumeli’yi iyi bilen Bin kadar tecrübeli subay zorla emekli edilmişti.

Oysa; bu terhis edilen 75 bin kişi öyle önemliydi ki; seferberliğin ilanından sonra, zar zor toplanabilen seferberlik ordusunun dörtte birine tekabül ediyordu.

Ordunun tecrübeli subaylarını emekli, usta askerlerini de terhis ettiler.

Peki sonuç ne oldu?

Bütün Balkanları sadece 3 ayda kaybettik.

Rumeli’deki 5 asırlık Türk varlığı da böylece sona erdi.

Balkanlar mı?

Bildiğiniz gibi, daha hala kaynayan kazan.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra ordudaki en büyük darbeyi komuta kademesi aldı.

Bu olumsuz ortama dayanamayan birçok tecrübeli subay ve astsubay, emekli olarak ordudan ayrılmayı seçti.

Bazı askeri okullar kapatıldı.

Askeri hastaneler, sivillerin hizmetine açıldı.

Eskiden ordudaki atların ve köpeklerin dahi kendi hekimleri (veterinerleri) varken, bu gün çarpışan Mehmetçiklerin askeri hekimleri yok.

Askeri Hastaneleri sivile açmanın haklı sebepleri de vardı ama; zannediyorum şu anda Türk Ordusu; Dünya’da askeri sağlık sistemine sahip olmayan yeğane ordu.

Çatışma sahalarından gelen bilgilere göre, çatışmalarda ölenlerin önemli bir kısmı ne yazık ki kan kaybından olmaktadır.

İnşallah yanılıyorumdur ama; yeni tasarı kanunlaştıktan sonra asker sayımız oldukça azalacak, kışlalar boşalacak.

Yani aynen Balkan Harbi öncesinde olduğu gibi, tecrübeli komutanları emekli, usta askerleri de terhis ediyoruz.

Bu arada Amerika, Güneyimize iyice yerleşmeye devam ediyor.

Bu kadar da değil.

Son birkaç yıldır, Romanya ve Bulgaristan’da Türk sınırına yakın bölgelerde de askeri varlık gösteriyor.

Yunanistan her zamanki gibi pusuda; Ege Denizinde “kimin olduğu uluslar arası hukukta tespit edilmemiş” olan adalara asker çıkartıp duruyor.

Fetö’den sonra devlete sızan veya yerleştirilen cemaatler meselesi de, iç cephe yönünden son derece tehlikeli bir durum arz etmekte.

Yani özetle diyorum ki; etrafında düşmanları olan bir devlet, askeri kadrolarını bu kadar çok boşaltmamalı.

Hani beka meselesi diye bağırıyordu, sayın Bahçeli?

Beka meselesi olan bir devlet ordusunu bu kadar zayıflatır mı?

Askeri sağlık sistemini kökünden kazır mı?

Ve buna seyirci kalmak bir yana, destek verilir mi?