GÜVEN ENDEKSİ NEREYE?

04/06/2019 21:21 512

Bugün Bloomberg kanalında sabah programını seyrederken, ekranda bir an güven endeksi grafiği belirdi ve hemen kayboldu. Programda güven endeksi ile ilgili herhangi bir yorum da yapılmadı. İşte tam da bu yüzden ilgimi çekti. Geri dönüp güven endeksi grafiğini buldum.

2018 Nisan ve 2019 Nisan ayları baz alınmış bir grafikti. Bir yılın tümünü gösteriyordu.

Dikkat çekici olan, 2018 Eylül ayında aynı yılın bir önceki ağustos ayına göre güvenin 10 puanlık bir çöküşü idi. Neden derseniz ağustos ayında Amerikan doları 7,23 liraya kadar bir anda soluksuz çıkıverdi. Haliyle bunun yansıması Eylülde görüldü. Güven çöktü.

Mart 2019’da 76,32 olan güven endeksi gene Nisan 2019’da 67,60 gerilemiş. Bir yıllık süreye baktığımızda böyle bir çöküş daha önce olmamış. Neden güven endeksi  takriben 9 puan birden  çöktü?

Geçen sene, bundaki etmen, Amerikan dolarının önlenemez yükselişi idi.

Bu seneki çöküşün hikayesi ise, vaktinden önce yapılan yerel seçimin sonrasında, kaybeden muktedirler… Toplumda tekrar yeşeren bir umut neticesinde halen bitirilmeyen bitirilmek de istenmeyen, seçim gündemi oluşturulması ve gün be gün seçim iptali ihtimalinin giderek artması. Bu yönde devamlı nabız yoklanması ve manipülatif tek yönlü ve yanlı haber bombardımanı (İstanbul başlı başına bir ekonomi ve rant kaynağı). Bugün YSK seçimi iptal ederek ne yaptı dersiniz? Olmayan demokrasimiz muazzam bir darbe yedi…

Toplumun demokrasi ve seçimlere olan inancı zedelendi. Güven sarsıldı.

Toplumda öfke ve güvensizlik patlamaları görülmeye başlandı.

Ekonomi daha hızlı kan kaybetmeye başladı. Bazı alanlarda çöküş yaşanmaya başladı.
CHP, İyi parti ve Saadet partisi, yapılan bu manipülasyonu kabul edip, meclisten dışlanmamak adına, yeniden seçime gitmeyi kabul etmekle, ülkede onulmaz yaralar ve karşıtlıklar yaratılmış oldu. Oysa ekonomik alanda ve piyasalarda ki olup bitene baktığımız da, seçime en dike olmanın ne denli kan kaybına vesile olduğunu görüyoruz. Ayrıca dış politika, S 400 olayı, Kıbrıs açıklarındaki doğal gaz ve petrol aramaları ayrıca son derece önemle, dikkate alınması gereken hususlardır. ABD ve AB başta olmak üzere, bir çok ülke (İngiltere, Fransa, Rusya) Kıbrıs’a deniz gücü ve asker yığınağı yapmaktadır. Neden? Nedeni çok basit; Türkiye’nin burnunun dibinde petrol araması. Büyük güçler bunu istemiyor. Hoş… Tarihin hangi döneminde Türk Milletinin güçlenmesini istediler ki…!!!

Türkiye bir Afrika ülkesi değildir. 1923’den bu yana, laik, sosyal adalet ilkelerini benimsemiş, kuvvetler ayrılığı prensibine inanmış, sağlam bir demokrasi yapısına sahiptir. Geri kalmış bir diktatörlük olmadığını ve yetkinliğini ispatlamış bir ülkedir.

Demokrasi sayesinde başa gelinir, ama demokrasi ile gidilip gidilmeyeceği algısının doğru olup olmadığını ve demokrasinin yeri geldiği zaman, inilecek bir durak olup olmadığı, 23 Haziran seçimlerinde  belli olacaktır. Ümit ediyorum ki YSK’nın bu kararı, doğruluk ve adalet  ile hakkaniyet algısını güçlendiren bir sonuç doğurur.

Yok eğer parti veya partili başkanın isteğine adalet ekseni dışına çıkılarak ulaşılmaya çalışılırsa, o zaman Türkiye, yeni bir safhaya geçmiş olur. Böyle bir gelişmenin arzu  edileceğini hiç sanmıyorum. Bu yeni dönemin de kimseye bir faydası olmaz. Aksine beklenenden daha fazla zararı ve yıkımı olur. Oysa Türkiye, kör topal da olsa( askeri müdahaleler) işleyen bir demokrasiye sahip. Ortadoğu ve Kuzey Afrika ile Ön Asya’ya baktığımız da; Demokrasisi, hukuk sistemi, laik yönetim sistemi ve adalet düzeni ile  örnek bir ülke konumundadır. Tabii ki dileğimiz, bu örnek ülke konumunu muhafaza  etmek, tipik bir Ortadoğu ülkesi olmadığımızı, bu güne kadar kanıtladığımız gibi, bundan böyle de kanıtlamaya devam etmektir. Ne Cumhuriyetten, ne de demokrasimizden vazgeçemeyiz.

Er ya da geç, muasır medeniyet seviyesinde, hak ettiğimiz mertebeye ulaşacağız. Buna inanıyorum. Ülkeme güveniyorum. Bu sıkıntılı dönemleri atlatacağımıza güvenim tamdır.

SON SÖZ:’’ İKİ YANLIŞ BİR DOĞRU ETMEZ.’’