Gençler Haklı mı ne (2)

07/11/2019 18:13 306

 

Yazının, geçtiğimiz Pazartesi günkü bölümünde, üniversiteli bir gencin biz yazarlara hitaben kaleme aldığı “Bizi anlamıyorsunuz ve de sizler de görevlerinizi hakkıyla yerine getirmiyorsunuz” mealindeki mektubunun bir bölümünü yayınlamıştım.
Şöyle diyordu;
Yeni nesil prıl prıl.
Hiçbir sıkıntı yok.
Asıl sıkıntı, yeni nesle eski nesli unutturan yetişkinlerde.
Son iki yılda kaç tane Türk Filmi çekilmiş ve geçmişimizi anlatıyor?
Asıl sıkıntı, yeni nesle eski nesilleri unutturan yetişkinlerde.
Son iki yılda kaç tane Türk filmi çekilmiş ve geçmişimizi anlatıyor?
Kitapçıların ‘çok satanlar’ rafındaki kitaplardan kaç tanesi  gençlere, ecdadını sevdirmek için yazılmış acaba?
Siz dedelerinizin emanetine sahip çıksaydınız, biz de yarınları emanet olarak kabul ederdik belki.
Ama şu durumda hiç emanet alacak pozisyonda değiliz, kusura bakmayın.
Geçmişini unutturduğunuz bir nesle, gelecekten ödev veremezsiniz.
Bu yüzden aranızda “Yeni nesil şöyle, yeni nesil böyle” diye konuşup durmayı bırakın!
“Senin yaşında Fatih, İstanbul’u fethetmişti” diyerek demogoji de yapmayın.
Evet 21 yaşındayım, ama Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaşta değilim.
Çünkü benim babam II. Murad değil. Hocamda  Akşemseddin değil.
***
BEN DE DİYORUM Kİ;
Delikanlının savunmalarına ve de biz büyüklere tavsiyelerine hiçbir itirazım yok.
Ancak o da; bizim deneyim ve geçmiş bilgilerimize biraz saygı göstermeli.
Ona kısa bir anekdot ile cevap vereceğim.
Uzun yıllar önce Çukurova Üniversitesinde, sanırım Serkan Uçar ile birlikte yaptığımız bir televizyon proğramında “geçlerin sorunlarını” tartışıyorduk.
Ateşli bir genç şöyle dedi;
“Siz büyükler bizleri anlayamıyorsunuz. Biz gençler sizleri, sizin bizi anladığınızdan daha iyi anlıyoruz”
Sunucu bana döndü ve;
“Buna ne diyeceksiniz?..Ama lütfen reklamlardan sonra” dedi.
Reklam arası 20 dakika kadar sürdü. Ben bu arada delikanlıya cevap niteliğinde bir dörtlük yazdım.
Proğram yeniden başladığında da “Sizler bizleri anlayabiliyor musunuz?” sorusuna o dörtlükle cevap verdim;
“Ben bilirim çocuğum, gençliğin ne olduğunu.
Çünkü; uzunca zaman, yaşadım ben de onu.
Peki ya sen ne dersin, kemali yaş hakkında.
Tecrübelerin var mı senin ihtiyarlıkta?”
Bu dörtlükle şunu anlatmak istiyordum.
“Büyüklerin tecrübesi ile gençlerin enerjisini birleştirmek en doğrusu”
Delikanlı,kısa bir süre durdu…
Belli ki dörtlüğü hazmetmeye çalışıyordu.
Sessizlik, biraz uzun sürmüş olmalı ki, sunucu söze girmek zorunda kaldı;
“Buna bir diyeceğiniz var mı?”
Delikanlı toparlandı; yüzündeki soru ifadesi tatlı bir tebessüme dönüştü.
“Ben hiç böyle düşünmemiştim. Galiba haklısınız…Hata her iki tarafta olmalı”
***
Siz değerli okurlarım bu konuda ne düşünüyor?
Yazarsanız yayınlarım.