Fakir ne yapsın?  Ölsün mü?

17/06/2019 20:12 1190

 

Öncelikle kadın hakları meselesi ,çevreyi koruma meselesi, hayvan hakları  meselesi ,demokrasi ve adalet.. Bütün meseleleri saymaya kalkışmıyorum bile. Ahmak damgası yemek istemem çünkü.

Bir mesele daha var sosyal adalet gibi.. O da en önemlilerinden biri;

ekonomik adalet.

Çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını anlatmak için kısa bir yazı yazma gereği duydum.

Gerçi yazmasam da bilinen ve yaşanan gerçeklikler de bunları gözler önüne seriyor.

Türkiye'nin her türlü zenginliğini en azından olabildiği kadar adil bölüşmek, adil paylaşmak gerekmiyor mu?

Televizyonda fındıktan, incirden, üzümden bahsediyor ama memur, işçi ve emeklinin bunları alma lüksü yok ki!

Mümkün değil maalesef.

Yapılan araştırmaların ortalamalarına göre; dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için aylık 3 bin 500 liraya ihtiyacı var.

Gelelim yapılan araştırmaların detaylarına…

TÜİK tarafından Mayıs ayına ait açlık ve yoksulluk sınırının açıklanmasının ardından, pek çok sendika ve konfederasyon da, kendi araştırmalarını açıkladı.

TÜRK-İŞ'in araştırmasına göre, 4 kişilik ailenin açlık sınırı 2 bin 124, yoksulluk sınırı 6 bin 918 lira olarak hesaplandı. Memur-Sen de rakamları açıkladı. Memur-Sen tarafından yapılan açlık ve yoksulluk araştırmasına göre 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 2.390 TL’dir. Yoksulluk sınırı ise 6 bin 532 TL.  

Memur-Sen’e göre açlık sınırı 2.390 lira, TÜRK-İŞ’e göre ise bu rakam 2.124 lira fakat iki farklı sendika biri işçilerin, diğeri de memurların temsilcisi, yaptıkları araştırmanın ortaya çıkan sonucunda gerçek şu; asgari ücret açlık sınırının altında.

Vatandaşın patatese gücü yetmiyor,  bırakın et-balık almayı.

Ulaşım giyinme ve zorunlu masraflar için ortalama hesaplanan gerekli 6 bin 532 lira. Maaşının 3500 lira olduğu düşünüldüğünde bir evde yaşayan 2 memurun aldığı para ancak yoksulluk sınırının 468 lira üzerine çıkabiliyor. İki emekliyi, bir evde tek çalışanı yada işsizler ordusunu hesaba katmıyorum bile..

Gıda ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarını denkleştirebilen komşum yok apartmanda.

4 kişilik ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarı, bir önceki aya göre yüzde 0,81 arttı. Gıda enflasyonunda 12 ay itibarıyla artış yüzde 25,97 olarak hesaplandı.

Kuru soğan, domates ve yeşil biberin fiyatı, süt ve peynir fiyatında da artış oldu. Geçen ay kuşbaşı et fiyatı yükselirken, kıyma fiyatı değişmemişti. Bu ay her ikisinin de fiyatı arttı.

Fakirin yiyebildiği tavuk fiyatındaki artış bu ay da sürdü. Yakında onu da yiyemeyeceğiz diye korkuyoruz biz fakirler.

Fakir ne yapsın?  Ölsün mü?

Sakatat fiyatı ciğerdeki artış dışında değişmemiş, ama ilk kez duydum kulak satılır olmuş kasaplar çarşısında. Kıyma yapıp yeniyormuş..!

Sebze ve meyve ortalama kilogram fiyatı, mayısta önceki aya göre yüzde 5,26 artmış.

Kuru soğan, domates, yeşil biber, patlıcan, fasulye, fiyatı…

Un, makarna, irmik ile pirinç, bulgur fiyatı da el yakıyor. Tereyağı fiyatına değinmeyeyim o zengin yiyeceği, ama fakir yiyeceği margarin ile ayçiçeği yağı fiyatı yine gökyüzüne ulaşmak için tırmanıyor.

Zeytin fiyatı bu ay da yine yükseldi.

Şeker, bal, reçel, pekmez, salça ve tuz fiyatı gezip duruyor işte, bu ay  çay fiyatı artmadı.. en sevindiğim haber de bu oldu.

Haydi bir çay koyayım da içip mutlu olayım.