Engellilere engel

28/09/2019 04:09 527

 

Özel gün ve haftalarda hatırladığımız engellilerin oldukça zorlu bir yaşamları var. Şimdi ‘Biliyoruz’ diyenler, ‘Bunu bilmeyen mi var?’ diyenler olacaktır…

Evet, bunu bilmeyenler, kafasında canlandırıp öğrendiğini, bildiğini sananlar var. İşte onlar kendilerini aldatıyorlar. Sahi siz hiç tekerlekli sandalyedeki bir engelli ile Çakmak Caddesi’ni geçip İsmet İnönü Parkı’na gelmeye çalıştınız mı? Yada ne bilim Adana Şehir Hastanesi’ne tekerlekli sandalye ile gitmeye çalıştınız mı? Veya koltuk değnekleri ile bir dolaşmaya gezmek istediniz mi?

Empati ayrı bir şey, bunu gerçekten yaşamak çok farklı bir durum… 2000’li yılların ilk evlerinde engelli insanlar için gerçekten güzel gelişmeler yaşandı. Maaş almaları, maaşlarına yapılan zamlar, engelli kişilerin bakımını üstlenen kişilere ödenen maaşlar, şehirlerin engelsiz olması için yapılacak çalışmalar…

İşte aslında şehirlerin engelsiz şehirler olması noktası hazırlanan proje tamamlanamadı. Maalesef şehirlerin engelsiz olabilmesi için yapılan çalışmalarda netice alınamadı. 2005’li yıllarda yerel yönetimlerden sorumlu oldukları yerleşim alanlarında engelli insanların evlerinden tek başlarına çıktıklarında tüm ihtiyaçlarına kimseden yardım almadan gerçekleştirmesi noktasında başta kaldırımlar olmak tüm binaların engelsiz olması için çalışmalar yapılması istenmişti.

O tarihlerde kaldırımlarda engelsiz kentler oluşturma adına sarı şeritlerin çekildiğini görmüştük. Engelliler çok mutluydu, artık kısa bir süre sonra evlerde adeta hapis hayatı yaşamaktan kurtulacaklardı. Fakat kaldırımlara çekilen sarı şeritlerin, kent gelindeki çalışmalar sonra ermeden kısa bir süre içinde deforme olduğunu ve hatalı bir şekilde görme engellileri hayati tehlikelere çektiklerini görmüştük.

Sonrasında zaten proje ertelendi, şimdilerdi ise o tarihlerde çekilen sarı şeritler bile çöp oldu. Kaldırımların büyük bir bölümü artık engelsiz ama bu kaldırımlara çıkan engelli ne kadar ilerleyebilir, kaç işyerine girebilir, kaç apartmana girebilir veya otobüs durağından inip herhangi bir vasıtaya bilenebilir, işte bunlar çok tartışılıyor.

Hem de en asgari düzeyde…

Engellinin evinden çıkması ve kendisine en yakın dolmuş durağına ulaşmasını safhalarını geçiyoruz ve ortopedik engellilerin neden otobüslere binemediğini tartışmaya çalışıyoruz. Öncelikle bu safhaya ulaşmadan önce konuşulması gereken, düzeltilmesi gereken çok şey var. Fakat toplumda maalesef ‘engelli’ denildiğinde hemen ‘otobüse binemeyen’, özellikle ‘otobüs sürücülerinin kaçtığı kişiler’ olarak algı oluşuyor. Aslında bu çok utanç verici bir durum…

Peki toplum içinde sayılara giderek artan engellilere kim yada kimler engel oluyor? Gerçekten artık bu sorunun cevap bulması gerekiyor. Yıl içerisinde birkaç gün kutlanan engelliler veya sakatlar günü dışında engelliler yararına, engellilerin günlük hayatında karşılaştığı olumsuzlukları azaltma adına hangi devlet kurumu, hangi yerel yönetici veya hangi sivil toplum kuruluşu ne yapıyor?

Engellilerin maaş almasını çok önemsiyorum, fakat engellinin aldığı maaşı kendi eliyle harcaması da sağlanmalıdır. Bunun için devletin bir yol haritası çizmesi, yerel yöneticilerin bu yol haritasını bir önce inşa etmesi gerekiyor. Bu konunun artık önemsenmesi gerekiyor…

Bir engelliyi evinden çıkartmak çok zor, evden çıkan ortopedik engelliyi sokağa ulaştırmak ise daha da zor oluyor. Bunu bizzat denedim. Tekerlekli sandalye ile yaşayan bir engelliyi maaş günü evinden çıkardım ve kendi eliyle kendi maaşını çekmesi istedim. Ama maalesef yaşamadığımız, karşılaşmadığımız olumsuzluk kalmadı sanmıştım ama evinden çıkardığım engelli abi, ‘Bunları her dışarı çıktığımızda yaşıyoruz’ demişti. Ve o kadar zorlamama rağmen o kişi tekerlekli sandalye ile otobüse bindirememiş, en son kendisi motosikleti ile çarşıya kadar gelmişti. Fakat Bankalar Caddesi’ne kadar gelmesine rağmen, bankamatiklerin engellilere uygun olarak dizayn edilmediği için yine de kendi eliyle maaşını çekememişti. Yani anlayacağınız onca uğraş, onca zahmet ve karşılaştığımız stres yanımıza kâr kalmıştı.

Peki bu için sorumlusu, suçlusu kim? Bence bu işte sen de suçlusun…