En Çok Sevmek

04/07/2019 22:19 1494

Küçük oğlum Barış sormuştu, 8-10 yaşlarında;

“Baba ‘Taparcasına Sevmek’ ne demek?”

Ona şöyle cevap vermiştim;

“Sevmenin en üst noktası çocuğum.. İnanmanın, güvenmenin en üst noktası”

Bu tarifi genelde, Atatürk’ü sevmeyi anlatırken kullanırım ben.

10 yaşımdan sonra, onun öğrendiğim her yeni hikayesi, beni 65 yıldır hep heyecanlandırır.

Yılmaz Özdil’in “Mustafa Kemal” adlı kitabı çıktığı günden beri “Başucu Kitabım” olmuştur.

Uyumadan önce , mutlaka geriye döner, ileri gider okurum.

Şimdi nedenini bile unuttuğum bir çok sayfayı, karalamış, işaretlemişimdir.

Hadi gelin, o kitabın 64-66 sayfalarına gidelim “taparcasına sevdiğim” Atatürk’ün, iki insan ilişkisine birlikte bir göz atalım.

***

Emrindeki erlerden biri Topkapılı Mehmet’ti.

Eski tulumbacıydı.

Kolunda meşin bileklik, boynunda muska taşıyordu.

Kabadayıydı.

Mustafa Kemal bu bıçkın askerini manga komutanı yaptı.

En tehlikeli görevleri hep ona veriyordu.

“Göreyim seni Topkapılı” diyerek sırtını sıvazlıyor, her defasında  bir bölük asker göndermiş kadar netice alıyordu.

Topkapılıyla temasını hiç koparmadı.

19 Mayıs’ta Samsun’a çıktığında, gizli istihbarat için kurduğu “Mim Mim Grubu”nun başına getirdi.

Anadolu’ya silah, cephane, adam kaçıran bu yurtsever kabadayı “Topkapılı Cambaz Mehmet” adıyla nam saldı.

Sustalı, tabancalı onlarca elemanı vardı.

Sokakta müthiş bir istihbarat ağı kurmuştu.

Yaprak kımıldasa haberi oluyordu.

Filmi, çekilmesi gereken operasyonlara imza attı.

Mesela, İngiliz işğal kuvvetleri komutanı general Harrington’ın makam otomobilini çaldı, kendisi sürerek götürdü, Ankara’da Mustafa Kemal’e hediye etti.

Bizzat Mustafa Kemal tarafından, İstanbul Milletvekili olması için teklifte bulunuldu, teşekkür ederek kabul etmedi.

“ Koşum tutmaz bir insanım, müsaade buyurun serbest kalayım” dedi.

TBMM tarafından 1500 lira maaş bağlandı, onu da kabul etmedi, bağışladı.

Mustafa Kemal para, makam, şöhret değil insan biriktiriyordu.

Topkapılı Cambaz Mehmet bunlardan biriydi.

Selanik’ten Sofya’ya, Trablus’tan Çanakkale’ye insan biriktirdi.

Kurtuluş Savaşı’nı başaran kadroya, isim isim bakın lütfen…Neredeyse hepsi, Mustafa Kemal’in ömrü boyunca biriktirdiği ve temasını terk etmediği yetenekli insanlardı.

Bir başka anekdot…

Arıburnu’nda siperleri geziyordu. Kum çuvallarına çivilerle çakılmış kağıtlar gördü.

Kuran-ı  Kerim’den ayetlerdi, mürekkeple yazılmıştı.

“Kim yazdı?” diye sordu.

“İstanbullu Macit” dediler.

“Çağırın” dedi.

Macit koşarak geldi.

Komutan elini omzuna koydu…

Bunlar sanat eseri yazılar, memleket böyle sanatkarları kolay yetiştirmiyor, derhal siperden çık, İstanbul’a dön, yazmaya devam et” dedi. Terhis etti.

Macid, Dünyaca ünlü “had sanatçımız Macid Ayral oldu. Yazı sanatında Osmanlı’yla Cumhuriyet arasında köprü kurdu. Şişli, Bebek, Davutpaşa gibi İstanbul Camilerine, Topkapı Sarayı’na yazılar yazdı.

***

Yok yok, tapmak değil…

Bir başka şey Taparcasına Sevmek.isi”

“Atatürk Sevgisi” de buna en güzel örnek