En Büyük Hediye

13/05/2018 23:07 154

Mayıs ayının birinci Pazar’ında bir iş müracaat ettiği kuruluşa gitti

Mülakatı yapan orta yaşlı adam babacan bir tavırla söze girdi.

-Bu iş için insanın oldukça sabırlı olması gerekir.

Bu işte çalışacağınız insanlar oldukça hassastırlar. Sizin ilginize ihtiyaçları var.

Sabahtan akşama kadar, hatta isterlerse sabaha kadar onlara hizmet edeceksiniz.

-Bu şekilde olmaz ki:

-Olmalı.

-Hizmeti biraz geciktirdiğinizde bağıracaklar, ama siz tepki göstermeyeceksiniz.

-Off...

-Öyle birisini arıyoruz ki, aşçılık, doktorluk, muhasebe, hemşirelik gibi meslekleri de bilmelidir.

-Bu özelliklerde hiç kimseyi bulamazsınız.

-Biz bu özelliklerin hepsini istiyoruz.

-İşyerindeki insanlar sizden, bir zaman sağlık, bir zaman hemşirelik, bir zaman aşçılık hizmeti isteyebilirler..Ya da icap ederse hepsini birden.

-Bu nasıl bir iş ki?

-Dediğim gibi, işyerindeki insanlar sizden bir zaman sağlık, bir zaman hemşirelik ya aşçılık isteyebilirler.

-Özür dilerim ama, bunlar angarya işler değil mi?..Kusura bakmayın yani..!

-Rica ederim, kusur yok..Ama işinizin arasında angarya işler de olabilir. Siz adını ne koyarsanaz artık!

-Evet.

-Siz çok düzensiz insanların olduğu bir yerde çalışmalısınız..Etrafı düzenleyeceksiniz, aynı adamlar tekrar dağıtacaklar ve siz onlara kızmayacak, sadece gülümseyeceksiniz.

-Şaka mı yapıyorsunuz?

-Yo hayır tahmin edemeyeceğiniz kadar ciddiyim.

-Bakınız, bütün resmi, milli ve dini tatillerde, bayramlarda, hafta sonlarında çalışacaksınız. Tatile gidemeyeceksiniz. Tatil zamanlarında belki de işleriniz iki kat artacak.

-Hastalansak da mı çalışacağız?

-Evet, hasta olsanız da çalışmalısınız…

Şimdi asıl konuya gelelim…Size bütün şartları söyledim..Kolay veya zor…Sizce ne kadar ücret uygundur?

-Zannedersem 7 veya 8 binden fazla olmalı. Bu civarda…Hatta anlattıklarınıza göre daha yüksek bir rakam  olabilir.

Hatta ve hatta bunları karşılayacak bir ücret olamaz.

-Bu iş için bir limit olacağını zannetmiyorum.

-Şimdi size daha da tuhaf gelecek bir şey söyleyeceğim…Bu iş için kesinlikle ücret ödenmiyor.

-Özür dilerim nama, bu işi kabul edenin, aklından zoru olması, deli olması lazım.

-Şimdi bütün bu şartlarda, size önerdiğim bu işi kabul ediyor musunuz?

-Elbetteki hayır.

Peki ben şimdi size bütün bu işleri bir kuruş ücret almadan yapan bir çok insan var desem bana inanırmısınız?

-Tabi ki inanmam.. Böyle insanlar var mı ki?

-Var.

-Halen çalışıyor mu?

-Değil bir kişi, yeryüzünde bu şartlarda, anlattığım işi 1 kuruş bile almadan yapan binlerce, milyonlarca, hatta milyarlarca insan var.

-Kesinlikle çok Mihriban birileridir

-Kimler olduğunu söylesem siz de bana hak verirsiniz.

-Hiç sanmıyorum.

-Verirsiniz, verirsiniz.

-Peki kimler?

-Anneler…

Bu cümle ortaya müthiş bir sessizlik getirir.

Önce iş arayan, sonra işveren durur ve sabit noktalara bakarlar, önce gözleri buğulanır, sonra sessizce ağlarlar.

Bu; annelerine o yaşa gelene kadar verdikleri üzüntü ve yorgunluk için mi, yoksa onların kıymetini yeterince bilmedikleri için mi iki taraf da bilemez.

***

Dün “Anneler Günü” ydü

Anneler günü, ya da bir başka zamanda annenize vereceğiniz hiçbir hediye, onun size, babanızla birlikte verdiği “hayat”adlı hediyeyle boy ölçüşemez.

Bunu hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın.

Onların gönlünü her zaman hoş tutun.

Tutun ve temenni edin ki, çocuklarınız da size öyle davransınlar.