DOSTLUKLAR SİYASETİN ÜZERİNDEDİR

04/05/2019 00:08 1698

Ahmet Aras ile dostluğumuz Dramalı Restoran’da başlar, henüz CHP’den Belediye Başkan Aday Adayı dahi olmadan öncesinden. Vazgeçemeyeceğimiz ortak dostlarımız vardır, Dramalı’nın sahibi değerli ağabeyimiz Celal Ataman gibi, oğlu Mustafa Ataman gibi ve vazgeçilmezim Şelale Şehnaz Sam gibi… Dolayısıyla ortak dostlar özel olunca, yeni dostluklarda güven, saygı ve sevgi içinde perçinlenir en hızlısından.

Ahmet Aras, Türk Askeri’nin, Türk  Albayı’nın, hepimizin bildiği ve gönlünde yer ettiği tanımlanmış çizgisinde oldu her zaman, doğruluk, cesaret, adalet, dürüstlük düsturunda, laik, cumhuriyetçi, Atatürk ilkesinde… O sebeplerle biz Millet İttifakı olarak Ahmet’te (Aras) bizim, Mehmet’te (Tosun) bizim dedik Bodrum’da. Ancak Bodrum ittifak görüşmeleri CHP ve İYİ Parti’nin ayrı adaylar çıkarması ile sonuçlanınca ben siyasi partim gereği yine çok değerli dostumuz, partilim, seçilseydi onun da başarılı olacağına gönülden inandığım Mehmet Tosun’un kampanyasına destek verdim elimden geldiğince, İYİ Parti Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve 27. Dönem Adana Milletvekili Adayı olarak.

Peki Ahmet Aras bu tavrımdan rahatsızlık duydu mu? HAYIR, kırıldı mı? HAYIR, herhangi bir sitemde bulundu mu? HAYIR. Can dostum Şelale Şehnaz Sam ise Ahmet Aras’ın kampanyasına destek verdi, Bodrum Merkez’de verdiği büyük bir açık hava konseri ile. Peki ben ona kırıldım mı? Tabii ki HAYIR…

İşte böye geçti Bodrum’da yerel seçim yarışı saygı, sevgi ve dostluk şarkılarıyla. Adayımıza desteğe gelen Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener dahi çok etkilendi saygı çerçevesinde seyreden bu tatlı rekabetten.. etkilendi ki çıktığı televizyonlarda ‘Türkiye’ye örnek olacak bir yerel seçim yarışıydı’ dedi.

Dostumuz ve İYİ Parti Adayımız Mehmet Tosun’u anlattığım ve desteklediğim gazete yazımı dahi Sevgili Ahmet  Aras ile paylaştım hiç düşünmeden. Aydınlığın ve olgunluğun  getirdiği anlayışla karşıladı beni Aras sevgisini ve saygısını hiç eksiltmeden… Ve gönlümü bir kez daha kazandı en sevgilisinden. Türk siyasi hayatında çok sık rastlanır bir tavır olmadığından, seslendirmesem de kutladım Sayın Aras’ı için için yüreğimin bir köşesinde. Ve borçlu hissettim kendimi onun devlet terbiyesine, asker geleneğine ve hepsinden önemlisi her zaman cömertçe gösterdiği sevgisine.

Ve hep belirttiğim gibi İstanbul Belediye Başkanlığı kadar önemli gördüğüm, ülkemizin göz bebeği Bodrum’un yeni yöneticisini herkesin yakından tanımaya hakkı var diye düşündüm ve bir röportaj gerçekleştirdim kendisi ile. Aslında planlanmış bir röportaj da değildi, geçtiğimiz pazar Bodrum’da bulunduğum sırada Sayın Aras tarafından Mumcular’da Can’lar Şenliğine davet edildim ve seve seve kabul ettim yeni başkanımızın nazik davetini. Arkadan diğer ortak dostlarımız da yetişti bu keyifli pazara. Alevi dostların mutluluğuna ortak olduk hep birlikte, türkülerini dinledik keyiflice.. doğanın tadını çıkardık, kuşların sesini dinledik, koyunlar, kuzular, inekler derken kırsal kalkınmanın önemine değindik. Çiftlik turizminin o coğrafyaya  ne yakışacağını seslendirdik, korumadan bahsettik.. doğayı korumadan, sarnıcı korumadan, geleneksel dokuyu korumadan, arkeolojik sitleri korumadan dem vurduk. Koruyamamadan şikayet ettik. Bazı güç odaklarının devlet arazilerini, kıyıları fütursuzca nasıl yağmaladığından ve nasıl mücadele edilmesi gerektiğinden konuştuk, tartıştık… yıllar sonra ilk kez umutlandım Bodrum’a dair, kalanı korumaya, yaşatmaya dair. Ranttan değil ağaçtan söz eden bir başkan, betondan değil kuşlardan dem vuran bir başkan, inşaat sektörü üzerinden bir kent ekonomisi değil, üretim ve yerel kalkınma söyleminde bir başkan, koruyan, kollayan, gözeten, emanetine sahip çıkan bir başkan. Nasıl heyecanlanmayayım ki, hasrettik biz bu ideale yıllarca ülkesini seven, ekolojiyi bilen, arkeolojiyi anlayan, kentlerimizin hafızası yok olmasın diyen akademisyenler olarak.

‘Coğrafi Bilgi Sistemleri’ dedi başkan, ‘kent bilgi sistemi’ dedi ilk iş ve vizyonunu koydu ortaya. Çünkü CBS, doğru karar vermede, kentine sahip çıkabilmede, akıllı ve sürdürülebilir bir kent yaratma ilkesinde, kaynakları israf etmeden doğru yerlerde kullanabilmede, doğru ve optimal kentsel arazi kullanımında olmazsa olmazdır.

Her şeyi ben bilirim demedi başkan, kibirlenmedi her zamanki tevazusu ile, her konuyu uzmanına soracağım dedi, demokratik katılımla ve teknik destekle birlikte yöneteceğiz Bodrum’u Bodrumlularla dedi.

Aras,  Büyükşehir ile Bodrum arasındaki problemin yıllardır giderilmediğini, bu sebeple dünyanın önemli turizm merkezlerinden biri olan kentin hala su, kanalizasyon gibi önemli alt yapı sorunlarının çözümlenmediğini ve hatta yeterince temizlenmediğini, ormanların, toprağın, yeşilin, mavinin korunmadığını ve kentin beton ormanına çevrildiğini görmenin üzüntüsünü yıllardır yaşadığını ve buna bir dur diyecek yetkide olması gerektiğini düşündüğünü ve bu yetkinin sorumluluklarını yerine getirecek liyakatta olduğuna inandığını ve bu sebeplerle de  bu göreve aday olduğunu anlattı tüm içtenliği ve samimiyetiyle.

İlk hedef yıllardır tamamlanamayan yetersiz teknik alt yapının tamamlanması dedi. Su sorunu için bilimsel su yönetimi ilke ve tekniklerinden bahsetti. Enerji alt yapısı dedi, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla, ekonomisi ile, tüm yerel potansiyel ve doğal kaynakları ile kendine yetebilen bir Bodrum dedi gelecek vizyonu için misyonuna.

Kendisi de bir turizmci olduğu için turizmin tüm sorun ve bileşenlerine hakim ve neler yapabileceğini belirlemiş kafasında. Eko köylere ilgili, çiftlik turizmine meraklı ama kentin ekonomisi için kitle turizminin de öneminin farkında.

Gümüşlük’e, Gündoğan’a, Mazı’ya, Mumcular’a, Güvercinlik’e, Turgutreis’e, Yalıçiftlik’e… yarımadanın her köşesine kendi potansiyeline uygun bir misyon belirlemenin peşinde ve özel proje alanları geliştirmenin derdinde.

Dünya şehircilik trendlerinden bahsediyoruz, Bodrum Merkez’e artık Yavaş Kent olmaz diyor ama yarımadanın bazı bölümleri kesinlikle yavaş kent tasarımında olmalı (cittaslow) diyor.

Şaşırıyor muyum? Evet. Çünkü  mesleği şehircilik olmayan ve yerel yönetim tecrübesi olmayan birinden bu teorik bilgi birikimini beklemiyordum açıkçası. Demek ki başkan boş durmamış…  Askeri eğitimde, yoğun  haritacılık ve topoğrafya eğitimi vardır ve  topoğrafya,  şehircilik, mimari, inşaat, jeoloji, askeriye gibi meslek disiplinlerinin temeli ve ortak paydasıdır. Demek ki başkan siyaseti hedefleyince mesleğinin temelinden gelen bu avantajı çok iyi kullanmış ve yapıyı çoktan çıkmaya başlamış. Kendisine, uygulamadan gelen,  doğru iş yapan, dürüst çalışan,  başarılarını kanıtlamış bir şehir plancı ekibi de kurarsa Bodrum için hayal ettiği vizyonu rahatlıkla hayata geçirebilir bence. (Dürüst diyorum çünkü bu meslekte dürüstlük çok önemli, mesleğini kamu yararına, vatandaş hayrına  değil de kendisinin ve bazı çıkar gruplarının rantına teslim eden meslektaşlarımız maalesef azımsanmayacak  sayıda mevcut ülkemizde).  İstediği akademik desteği de tabii ki seve seve bizler her zaman veririz, ülkemizin her köşesi için.

Siyasi bir değerlendirme yapacak olursam kendimce, benim gözümde hem İYİ Parti adayımız Tosun, hem de CHP adayı Aras başarılı olmuştur seçimlerde. Tosun’un, CHP’nin kalesi olan bir kentte seçime 25 gün kalıncaya kadar % 7 ile % 15 arası bir oranda önde olması büyük başarıdır. (Zira bu tesbiti  Aras Başkan bizzat seslendirdi).  Aras’ın da seçime  25 gün kala CHP’nin oylarını yeniden konsolide edecek bir sinerji yaratarak seçimi kazanması da olağanüstü başarıdır. Bodrum, adayları açısından şanslıydı, partileri açısından da şanslıydı benim gönlümce.

Bir tam günü geçirdiğimiz Mumcular’a dönecek olursak, halk’a dokunan bir başkan, sarıp sarmalayan, dinleyen, çözüm üreten bir dost, bakışında sevgi olan arkadaştı Aras  geçtiğimiz tüm köylerde, oturduğumuz tüm mekanlarda…  İçlerinden biriydi Bodrumlu’nun canı gönülden. Bir kez daha dedim kendime ‘insanı sevmeden, sevgiyi hissettirmeden, gönlünü açmadan siyaset olmaz’, ‘ruh bilir, anlar, hisseder samimi sevgiyi’. Ama en güzeli, sevgi ve samimiyetin liyakatla kol kola gezmesi sanırım. Ve sanırım Bodrum bu sefer şanslı.

Türk edebiyatının önemli ismi Cevat Şakir Kabaağaçlı’yı, adını antik kentten alan çevreci,  doğa aşığı, Bodrum sevdalısı Halikarnas Balıkçısı’nı, aşkla anmadan geçmek olmazdı elbette Bodrum’u yazarken. Umarım Sevgili Aras Bodrum’un belleğini tazeler o günlerden bugünlere… geleneksel Bodrum evlerinin çardaklarını, avlularını,  ahşap mandallı kapılarını, yalaklı çeşmelerini, sarnıçlarını, yel değirmenlerini, çınarlarını, eski sokak ve meydanlarını yeniden yaşatacak bir zamanda yolculukla Halikarnas Balıkçı’sının günlerine taşır bizi bir gün hayallerimizin kucağında.

“Yokuş başına geldiğinde
Bodrum'u göreceksin,
Sanma ki sen
Geldiğin gibi gideceksin

Senden öncekiler de
Böyleydiler
Akıllarını hep Bodrum'da
Bırakıp gittiler...”

Halikarnas Balıkçısı