DOMUZA BİRA İÇİRMEK 2

18/06/2019 04:14 798

 

Siz bu ailenin bizim hayrımıza bir şey yapacağına inanıyor musunuz?
Şahsen, Suudi Arabistan halkını, orada yaşayan ve kralın diktatoryası altında ezilen kadınlar ve "çocuk kadınlar" başta olmak üzere, herkesi sevgiyle kucaklıyorum.
Arap halkını, Vahhabi terörizminin baş mağduru olarak görüyor ve onlarla dayanışmak istiyorum.
Öte yandan hepsi aynı ailenin ferdi olan Katar, Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt gibi kabile devletlerin başındaki İngiliz, İsrail ve ABD uşağı, faşist diktatörlerden; onların kirli ilişkilerinden ve ülkemdeki işbirlikçilerle el ele vatanımı ele geçirme gayretlerinden tiksiniyorum...
Bu heriflerin Türkiye'deki her bankayı, her şirketi satın alma çabaları bilinçli bir işgal faaliyetinden başka bir şey değildir.
Ve yine bu heriflerin kuyruk acısının, sadece Atatürk'le, Fahreddin Paşa ile sınırlı kalmadığını, esas kinlerinin kurucularının kafasını kesen Osmanlı'ya olduğunu da gayet iyi biliyor olmamız lazım.
Türkiye projesi yok olmadıkça, hepimiz kesilmedikçe, son ocağımız sönmedikçe bu kindar diktatörlerin rahat etmeyeceğini bilinmelidir.
Özetle, Arap halkına değil ama bu iğrenç Arap diktatörlerine karşı hepimiz uyanık olmalıyız.
Bunlar ülkemizi işgal etmek için Türkiye'ye para basıyorlar, bizi sevdikleri için değil.
İşbirlikçileri ya durumu anlamıyorlar veya daha beteri anlıyorlar... Uğur Mumcu bu ilişkileri yazmaya başladıktan sonra İsrail tarafından öldürüldü.
Hayvanlar zekidir ve kesileceklerini anlayınca gerilirler; gerilince etlerinin lezzeti azalır. Bunu fark eden bazı uyanık kasaplar, danalara, domuzlara, koyunlara bira içermeye başlamışlar. Birayı içen hayvan kafayı buluyor, kafayı bulunca da kesilirken gerilmiyor. Eti de yumuşacık oluyor.
Bu durumda kasaplar için; "bunlar hayvanları o kadar seviyorlar ki, karşılıklı bira içiyorlar" diyebilir miyiz?
Krizler teğet geçiyorsa bunun sebebi eğitim hamlemiz veya dünya yazılım öncüsü ülke haline gelmemiz filan değil. Eğitimde, üretimde rezil bir haldeyiz.
Krizler teğet geçiyor çünkü uçaklarla milyar dolarlar geliyor, Katar'dan, Suudi Arabistan'dan...
Bu alçaklar bu paraları niye Türkiye'ye getiriyorlar?
Çünkü bizi kestiklerinde etlerimiz yumuşacık olsun istiyorlar. Hepsi bu.
200 yıl öncesine kadar Vahhabilik diye bir şey yoktu. Yani Suriye`yi işgal eden IŞİD, İslam'a değil, İngiltere'ye ve Siyonizm’e hizmet ediyor.
Çünkü bu katilleri yaratan ve emirleri altına alan bizzat İngiltere, İsrail ve ABD...
Bir Suud gencinin söylediği cümle akıllardan çıkmıyor:
-"Abu Dabi Emiri çok saf. Çölde bir kent yaratmak için Dubai`ye trilyon dolarlar akıttı... Oysa bizim Kral (Suud Kralı) çok zeki.
Abu Dabi Emiri`nin harcadığı paranın onda birini bile harcamadan, (sözcüklerin üstüne tek tek basarak) DERELERİ, DAĞLARI, ORMANLARI ve KADINLARIYLA tüm Türkiye'ye satın aldı."
Kendine Yeni Osmanlı diyenler ve onların yandaşları, Trabzon'daki stadın açılışına, Katar Şeyhi`nin fotoğrafını astılar.
Trabzon`daki ve tüm Türkiye`deki "Ak seçmene’’ müjdeler olsun. Hepsi de ne milliyetçi, ne Osmanlıcı, ne ırkçı ne faşist…Hepsi de ülkesini seven insanlar… Ülkesine düşmanlık besleyen, bilerek ya da bilmeyerek, ülkesine kötülük eden, iç ve dış güçlere yataklık yapanları bilenlerdir.
Olan ve olacaklar, zaten önce derelere, dağlara, ormanlara ve kadınlara oluyor…

Tarihini, geçmişini bilmeyen milletlerin, kaderlerinin ve akıbetlerinin ne olduğunu görüyoruz…

Bir ülke, mutlak düşman istilası ile ele geçirilmez… Sosyal, kültürel ve de en önemlisi; ekonomik istila ile de pekala ele geçirilebilir.

Geçmişte olanlardan bu güne dek, süregelen gelişmelere baktığımız da; kim dost, kim düşman derhal anlaşılır. Şurası asla ve kata unutulmamalıdır ki, hiçbir halk, hiçbir kavim, geçmişinin ya da tarihinin üzerine sünger çekmez. Bu, eşyanın tabiatına aykırı bir durumdur.

Her ülke, her devlet, geçmişinin kayıpları ile kinlenir…Tarihin her devrinde de böyle olmuştur.

Devletler ve o devleti yönetenler, bu gerçeği göz ardı etmemelidir. Tüm ilişkilerini buna göre düzenlemelidir. Çünkü, devletler arasında, ne ebedi dostluk vardır, ne de ebedi düşmanlık…

Günümüz dünyasında, devletler arasında, ekonomik, ticari ve de stratejik çıkarlar vardır.

Arap yarımadası yönetimleri ile Mezopotamya coğrafyasının yönetimlerinde, taa Alpaslan dönemiyle başlayan ve Osmanlı ile perçinlenen bir kuyruk acısı vardır.

Ve, er ya da geç, intikam almak üzere, duruma ve gelişmelere göre; kısa, orta, uzun vadeli planlar, muhakkak ki yapılmaktadır. Bunun aksini düşünmek, en azından saflık olur.

Bizim dikkatli ve uyanık olmamız lazım. Bu hususta, geçmiş ve yakın tarihimiz de, o kadar çok örnek var ki… 1800’lü yıllardan başlayan Osmanlı parçalanmasından günümüze kadar olan sürede, Mora Yarımadası, Kıbrıs, Girit, Eflak, Buğdan, Teselya vs.vs. Nasıl elimizden çıktı? Osmanlı’ya nasıl isyan edildi? Bu düşünceye en güzel örneklerdir.

Bu gün dindaş, soydaş, kardeş dediğimiz ülkeler KKTC’yi, 1983’den bu tarafa, tanıma cesareti gösterememiştir… Sizce neden acaba? Bir düşünün lütfen…!!!

Aklımızı başımıza devşirelim. Gün, birlik günü. Gün, kenetlenme günü. Gün, safları sıklaştırma günüdür… Ayrışma, ötekileştirme günü değildir… İç te ve dış ta bu kadar kötü niyet var iken, bize düşen; uyanık olmak, birlik beraberlik içinde olmaktır…

SON SÖZ:’’ SAHİP ÇIKILMAYAN VATANIN BATMASI HAKTIR, SEN SAHİP ÇIKARSAN, O VATAN BATMAYACAKTIR.’’