DIŞ POLİTİKA ve KIBRIS

10/06/2019 02:06 584

 

Önce 31 Mart seçimlerine, şimdide 23 Haziran seçimlerine odaklandık. Ama ne odaklanma..!!! Sanki her şey İstanbul seçimlerine bağlı… Öyle bir yoğunlaşıyoruz ki, koskoca ülkenin başka sorunu yok…!!! Basınıyla, medyasıyla, interneti ve sosyal paylaşım siteleri ile odaklandık, 23 Haziran’a… Tıpkı deve kuşu gibi, kafayı gömdük kum yığınına…Dünya da ne olup bitiyor? Dış politika ne durumda? İşsizlik, geçim sıkıntıları, piyasa, ekonomi vb. gibi temel konular, 23 Haziran seçimlerinin gerisinde kaldı. Varsa, yoksa 23 Haziran…Ülke gündemi bu tarihe kilitlendi. Neleri kaçırdığımızın, neleri ıskaladığımızın sanki hiç önemi yok gibi… Dış dünyada ki gelişmelere bakınca, haliyle böyle düşünmekten insan kendini alamıyor.

İşte Kıbrıs ve Kıbrıs’la ilgili gelişmeler, bunlardan biri…
Son aylardaki Kıbrıs Rumlarının, uluslararası kartel firmalar la petrol ve doğal gaz anlaşması yapması, AB ve ABD ile Rusya’nın destekleri, Kıbrıs konusunu yeniden çok önemli hale getirdi.
Kıbrıs'a ihanet bu sefer içerden...Kıbrıs'ın çevresinde bulunan, doğalgaz rezervi, dünyayı buraya çekerken, kıyısı olmayan ülkeler dahi, savaş gemileriyle Akdeniz'de iken, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa akıncı, Türkiye'yi devreden çıkarmaya çalışıyor. Daha önce de Cenevre'deki toplantıda KKTC topraklarının yüzde 20'sinin iadesini içeren haritayı masaya sunmuştu. Kıbrıs'ta iş başına gelenler niye böyle "satıcı" diye düşünüyor insan, ama Kıbrıs'ı ilk satan, ne yazık ki, ne Akıncı, ne de Talat…

Bunlardan önce "Çözümsüzlük çözüm değildir" söylemi ile KKTC'yi lağv edecek adımları atan AKP değil miydi? "Kıbrıs yüktür" mantığını Türkiye'de işleyerek, Annan Planı'na nasıl sarıldıklarını hatırlayalım.

Neredeyse Kurucu Cumhurbaşkanı merhum Denktaş, içeri atılacaktı. Kıbrıs çıkarmasının efsane ismi Muzaffer Tekin'i yediler. Kıbrıs'ta şehit olmayan Tekin, "Ergenekon" kumpasında şehit oldu.

Neyse…KKTC resmen kurtlar sofrasında…

Garantilerden vazgeçilmesi ve Türkiye'nin aradan çekilmesine sebep olan bir anlaşma, Mustafa Akıncı tarafından kabul edildi. KKTC'nin bütünlüğünün garantisini sağlayan Türkiye'nin aradan çıkartılması, Guterres Çerçeve Belgesi ile yapılmaya çalışılıyor.

Bu anlaşmada "Müdahale hakkının geçerli kalacağı bir sistem sürdürülebilir değildir. Garanti Antlaşmalarının kapsadığı alanların yerini, iki tarafça üzerinde mutabık kalınan ve çeşitli boyutları içeren, yeterli uygulamayı izleme mekanizmaları alabilir." Denilerek, Türkiye'yi devreden çıkartmak amaçlanıyor.

3'üncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın Guterres çerçevesini kabul etmesi için, Rum lider Anastasiadis'e çağrı yapmasını eleştirdi.

Türkiye'nin Kıbrıs'ta asker bulundurmasından, etkin ve fiili garantisinden vazgeçmenin akıl karı olmadığını kaydeden Eroğlu, "İngiltere'nin üsleri devam edecek, Rusya, Fransa, Yunanistan, İsrail istediği gibi Kıbrıs topraklarında, denizlerinde, havasında cirit atacak, ama Türkiye Kıbrıs'ta olmayacak…!!! Sayın Akıncı bunu mu hedefliyor? Sayın Akıncı, dünya ve bölgedeki gelişmeleri görmüyor mu? Sayın Akıncı Filistinlilerin başına bir garantörleri olmadığı için gelenlerin farkında değil mi?"

Daha önce de muhtelif vesilelerle ifade etmiştim: KKTC, BOP planı içerisinde. Ada, İsrail'e güvenlik kulübesi yapılmak isteniyor.

Aslında KKTC, resmen elden çıkalı çok oldu. Ege'deki adaları savaşsız Yunanistan'a bırakan AKP iktidarı, Kıbrıs'ı ne kadar korur, takdirlerinize bırakıyorum.

Kıbrıs Rum tarafı, AKP'nin/Türkiye'nin onayı ile AB üyesi oldu. Türkiye izin vermeseydi, uluslararası anlaşmalar gereğince, Türkiye, İngiltere ve Yunanistan'ın izni olmadan Kıbrıs'ın tamamı veya bir kısmı, herhangi bir yere üye olamazdı.

Türkiye, Rum tarafının, hem de Kıbrıs adına AB'ye üye olmasını, AB'den bir tarih alma umuduyla sağlamıştı. Esas büyük büyük yanlış burada yapıldı. Şimdi de Rum tarafı, NATO'ya alınmak isteniyor. Anlayacağınız, Kıbrıs gitti gidiyor!

KKTC'nin tanınması uğruna hiç bir gayret göstermeden, Ada'daki referandumda "Evet" verilmesini sağlayan AKP iktidarı olmuştu. Rumlar'ın aç gözlülüğü sayesinde KKTC, bu güne kadar elimizde kaldı.

Olması gereken, Ada'da, "iki halk, iki devlet" varlığının kabulüdür. Türkiye, Rum tarafının AB'ye girmesine madem imkan tanıdı,KKTC'yi bundan sonra yaşatmazlar, askerlerimiz çıktığı an, Kıbrıs kan gölüne dönüşür.

Yapılması gereken; KKTC Türkiye ile birleşmeli, Türkiye'nin bir vilayeti yapılmalı. Rusya'nın Kırım örneği ortada… Türkiye'yi, Rusya destekleyebilir bu konuda. Biz de Kırım'ın, Rusya'nın olduğunu kabul ederiz karşılığında. Tabii ki bu, üstün bir dış politika yeteneği gerektirir…!!!

KKTC'de yaşayan kardeşlerimiz bilmeliler ki, aksi takdir de Kıbrıs'lı Türkler, Filistinlilerin kaderini yaşarlar.

İsrail'in hedefi; Kıbrıs'ı ikinci Filistin yapmak. Yalnız Yunanistan, Israil'in oyununa geliyor. Koalisyona bakar mısınız? ABD, Yunanistan, İsrail ve Mısır birlikte hareket ediyorlar.

Mustafa Akıncı, kaçıncı ihanet! Talat farklı mıydı? "KKTC ilan edildiğinde ağladım" diyen biri.

Merhum Denktaş ne demişti: "Sonunda bizim Talat bile anladı, Rumlarla birlikte yaşanılamayacağını"… Mesele şahıslar değil, yanlış anlaşılmasın. Akıncı gider, Kıbrıs var olmaya devam eder.

Kıbrıs, Türk'ün en az iki asırlık davasıdır.

Biz, Türk olanlara konuşuyoruz. Kendini "Rum" hissedenlere söylenecek sözümüz yok. "Keşke Yunan galip gelseydi" diyen birini "üstad" görmek, Kıbrıs'ta, Ege'de çok yanlışlar yaptırır adama. Allah, ülkemizi korusun. Allah, Kıbrıs'ı korusun!

SON SÖZ :’’ ALLAH’IM, NE DURUMLARA DÜŞTÜK…!!!’’