DİPLOMASİMİZ, NUMAN MENEMENCİOĞLU-İ. SABRİ ÇAĞLAYANGİL

07/08/2019 06:46 469

Osmanlıdan bu yana Türkiye’nin oturmuş , ilkelere bağlı , kuvvetli bir diplomasi birikimi ve deneyimi var. Atatürk ve İnönü dönemi , diplomasi yönünden başarılarla dolu.

            Devrin cumhurbaşkanı İ. İnönü , başbakan Şükrü Saraçoğlu , özelikle dış işleri bakanı Numan Menemencioğlu , güzel taktikler uygulayarak ülkemizi 2. Cihan savaşı dışında tuttular.

            1942 – 1944 yıllarında , dışişleri bakanı olan N. Menemencioğlu , Namık Kemal ‘in torunu. Çok zeki, kültürlü , amansız bir pazarlıkçı , sabırlı-çetin bir müzakereci. Yumuşak dilli , örgütüne hakim bir diplomat.

            Savaşa girmek, ülkemizin yıkımı , hatta işgali demekti. Bir şey kazanmadan çok şey yitirecektik.

            Diplomasi , sürekli bir mücadele, sabır isteyen , dama gibi hamleli bir oyun. Şartlara göre davranma becerisi.

            İsmet İnönü , diyor ki :

            Komşu iki devletin dost olmaları şart değil. Birbirlerine düşmanlık besleseler de, barış içinde , normal ilişkilerini sürdürebilirler. Fransızları sevmeyen biri , bir Fransız şarabını-konyağını , İskoçları sevmeyen biri, İskoç viskisini, bir Rus düşmanı da Rus votkasını beğenir , sever, içebilir.

            N. Menemencioğlu’ na göre, küçük uluslar , büyük devletlerin arasındaki güç dengesiyle , onları birbirlerine düşürmekle, kendilerini koruyabilirler.

Türkiye’nin tarafsız oluşu , Almanya’nın da , Rusya’nın da aşırı güçlenmesini engelledi ve bizi savaştan uzak tuttu. Çok önemli askeri , strajetik bir madde olan krom savaşan her iki tarafa da , pahalı olarak satıldı. Bu da harbin o sıkıntılı günlerinde ,nispi bir ekonomik rahatlık sağladı.  N. Menemencioğlu dış politikanın manevi önderiydi ve kabinede en üst düzeyde bir bakandı.

            Türkiye ‘yi savaşa sokmak için, çok uğraşıldı ama Türkiye bazı gerekçeler göstererek , kendini savaşın dışında tuttu. Savaştan sonra da , galip ülkeler arasında yerini aldı.

Diplomaside önemli olan gerçeklerdir, sözleşmeler , atılan imzalar değil.  Numan Menemencioğlu’nun bazı görüşleri:

Bir devletin sizi  savunması, her şeyden evvel kendi çıkarları içindir.

Almanlar , Balkanlara inince , Ruslar boğazlara yaklaşamaz , İran’a sarkarlar. Öyle de oldu.

Savaş , Almanya ya da İngiltere yenilmeden bitmez.

Almanlar, İngiltere’yi alamayacakları için, İngiltere’nin kaynaklarını yok  etmeye çalışacaklardır.

Amerika eninde sonunda bu savaşa katılacaktır.

Rusların savaşa girmemizi istemesinin arkasında yatan, Türkiye’yi işgal etmek istemeleri , hem de bunu bir kurtarıcıymış gibi yapmak.

5 Temmuz 1943 günü mecliste Turancılıkla ilgili N. Menemencioğlu’nun söyledikleri :

Biz , Türkiye sınırları dışındaki Türklere yalnızca refah , mutluluk diliyoruz. Politikamız , Türkçülüğümüz şimdiki sınırlarımız içerisindeki Türkler içindir.

İngiliz ve Amerikalıların baskısıyla Almanya’ya krom gönderilmesi 20 Nisan günü durduruldu ve boğazlar mihver gemilerine kapatıldı. Bu arada boğazdan geçen bir Alman gemisinde yasak olan , silah ve cephane bulununca İngilizlerle ilişkimiz daha fazla zedelenmesin diye, haziran ayında Menemencioğlu istifa etti . kısa süren bakanlığı sırasında , önemli , inanılmaz başarı ve hizmetleri var N. M.’nin.

Dış işlerinde iz bırakanlardan biri de , Kıbrıs için Londra ve Zürih orlu.

Bir başka başarı sağlayan bakan da , çocukluğumdan beri tanıdığım , babamın yakın arkadaşı İhsan Sami Çağlayangil.

Aslen 93 muhaciri olan , bir Kafkasyalı. 1908 de İstanbul da doğmuş , S. Jozef ten sonra, İstanbul erkek lisesine girmiş. Son sınıftayken arapça hocaları Seyit Salih efendinin koltuğuna iğne koymuşlar , hiç kimse bunu kimin yaptığını söylemediği için, hepsini de okuldan kovmuşlar.  İhsan Sami Çağlayangil bu yüzden Ankara ya gitmiş ve Ankara Erkek Lisesinden mezun olmuş . kovulan bu sınıfın bir özelliği de bakanlar sınıfı diye ünlü oluşu. Emin Kalafat , Nedim Ökmen, C. Sait Barlas, Sait Naci Ergin, Sebati Ataman, Sıtkı Yırcalı, Celal Yardımcı gibi.

Hukuk fakültesini bitirdikten sonra , emniyet genel müdürlüğünde göreve başlıyor babamın yanında asayiş şubesinde. Emniyetin çeşitli kademelerinde görev yapıyor ve 1949 da teftiş kurulu başkanlığına atanıyor. Bu görevi istemeyen İ. Sabri Çağlayangil iç işleri bakanı Emin Erişirgil e neden beni vali yapmadınız diye soruyor. Bakan da ‘’ sabahları geç geliyorsun, disiplinsizsin , bir de çapkınsın deyince. İ.S. Ç. de ben makamımda daktilo ile basılmadım cevabını veriyor. Bakan kızıyor , İ. Sabri de odadan öfkeyle çıkıyor. Ama o gece , Yozgat Valisi olduğunu öğreniyor.

Yaşamayı seven, bilen , son bir Osmanlı. Çapkın oluşunu da şöyle savunuyor.

‘’ Her erkek ayağına takılan terliği giyer.’’

            Antalya valisi iken, onu başbakan Menderes e çapkınlığından ötürü şikayet ederler. Menderes biz valimizden memnunuz , siz kadınlarınıza mukayyet olun sözünü eder.

            Valilik yaptığı iller : Yozgat , Antalya, Çanakkale, Sivas sonra da Bursa.

            Menderesin , ptt genel müdürlüğü teklifini kabul etmez ve araya Celal Bayar girer , onu Bursa’ya vali yaptırır.  

            Celal Bayar’la aralarında şöyle bir konuşma geçer. :

C. Bayar , rüyamda bir piri fani , buradan kaç , Ulukente gel. Büyük adam olacaksın demişti. Bende öyle yaptım. Gerçekten de oldum. İhsan Sabri’nin amcasının oğlu Muhteşem Öksüz ün eşi,bir gün el falına bakar. Uzun yıllar sonra trafik kazası geçirecek , ölümden kurtulacaksın, sonra yükselecek , saraylarda yaşayacak , dünyayı idare edeceklerden biri olacaksın der. Bu falda doğru çıkar.

İ. S. Çağlayan 3 padişah , 7 cumhurbaşkanı, 1 halife görmüş , yakışıklı , şık , bilgili, zeki, görgülü, incitmeden konuşan bir aydın , bir çelebi , bir devler adamı.

Adnan Menderes’i   İ.S. Ç ‘ şöyle tanımlamış :

Wolksvagen karoserinde Roll Rolys motorlu bir otomobil. Motor kuvvetli,  ama karoser zayıf. Menderesin düşüncesi, zihni bedeninden üstün. Çabuk kızan, parlayan, sonra gönül almak isteyen bir mizaç.

            Yozgat valisi iken 1946 seçimlerinde seçimi kaybeden Osman Şevki Çiçekdağını , Samet Ağaoğlunu misafir ettiği için CHP liler, 1950 de seçim yenilgisine uğrayan Milli Eğitim Bakanı Reşat Şemşettin Sirer’i misafir ettiği için de DP liler ona çok kızmışlar.

            1950 de seçim öncesi Yozgat a gelen İnönü , ona seçimle ilgili görüşlerini sorar. Asayişle ilgileniyorum. Halk her iki partiye de sizdeniz diyerek, kandırmakta.

            Bursa valiliği onun başarılarıyla dolu. Ulubatlı Hasan anıtı , Ahmet Refik Paşa tiyatrosu, Bursa- Yalova yolu , Uludağ yolu, Uludağ teleferiği ….

İnönü’ye Bursa daki seçimde  çalışma kolaylığı sağladığı için , içişleri  bakanı ona kızar. İ.S. Ç’ De bakana sert bir cevap verir. Menderes telefonla onu arar , gözlerinden öperim der. İnönü ise , teşekkür eder , yemeğe çağırır. İ. Sabri Çağlayangil DP nin yemeğine gitmiyorum , size de gelemem der.

            Bursa valisi iken, 27 mayıs askeri darbesi olur. Onu tutuklarlar . önce yassı adaya  sonra da Balmumcu ya gönderirler. Balmumcuda tutuklular adına  yaptığı konuşmada,  komutana şunları söyler. ‘’ Balmumcu’nun şartlarını biliyoruz. Yassı adadaki şartlar daha iyiydi. Buradaki insanca muamele, bize manevi konfor sağladı , teşekkür ederiz.

Balmumcuda serbest bırakıldıktan sonra , Adalet Partinsinde politikaya atıldı. 1961 seçimlerinde Bursa senatörü oldu. 1980 askeri darbesine kadar süren 19 yıllık parlemento yaşamında çalışma bakanlığı  , dış işleri bakanlığı, 06.11.1979 da 12 Eylül 1980 e kadar da senato başkanlığı yaptı.

            Dışişleri bakanı olduğunda muhalefet ve bazı basın onu hafife alıp , alay bile ettiler. Zaman içinde gücünü-becerisini-başarısını gösterdikçe tenkit edenler , taktir eder duruma geldi.

            İngilizce,Fransızca, Rusça bilen İ.S.Ç . o günün ünlüleri olan İran Şahı,  De Gaul Kosigin , Kuruçof , Vili Brant , Karamanlis , Papa ile yakın ilişkileri oldu. İslam dünyasında ve birleşmiş milletlerde saygın bir yer edindi. Tevfik Rüştü Aras tan sonra 10 yıl gibi uzun bir süre dış işleri bakanlığı yaptı. 

            Başından geçmiş birkaç ilginç olay :

            Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay , İhsan Sabri Çağlayangil , CHP li Kasım Gürek

Etopyada kral Haili Selasi’nin sarayına çağırılır. İhsan S. Ç. Saraydaki aslanlara eliyle et verir. Cevdet Sunay ‘’ Aslanın seni yediğine inanmam da gazetelerin Türk dış işleri bakanını aslanlar yedi yazarlar , rezil oluruz. ‘’

            Meclisin bir oturumunda Çağlayangil’e korkak bir dış politikası var diyen bir milletvekilini Kasım Gülek, ‘’ ona korkak diyemezsin. Aslan kafesine girdiğini gözümle gördüm diye cevap verir. ‘’

            ABD dış işleri bakanı , Kisingerın aşırı sigara içen eşine İ.S.Ç neden fazla içiyorsunuz diye sorar. O da şikayetçiyim , ama bırakamıyorum der. İ.S. Ç. Beni fazla meraklı bulmazsanız,  bir sual sorabilirmiyim.  Bayan kisinger  buyrun :İ.S.Ç. kocanız ilk aşkınız mıydı . Bayan kisınger : hayır , İ.S.Ç. : ilk aşkınızı ne yaptınız ? Bayan kisinger : bıraktım.  İ.S.Ç : Onu bırakıyor da , sigarayı neden bırakamıyorsunuz ? Bayan kisinger güler , hiç böyle düşünmemiştim der.

            Antalya valisi iken , FAO  da görevli güzel bir hanımla beraber  dağlara giderler. O güzel hanım, çok beğenir doğayı ve İ.S.Ç ye ben size acıdım vali bey der. O da niye diye sorar : görevli hanım , doğa o kadar güzel ki burada şiir yazılır, eğlenilir , aşk yapılır , görev yapılmaz deyince , zeki ve usta çapkın valimiz şunları söyler : söylediklerinizi yapmaya valilik engel değil ki.

            Elizabet Tailor bir yemekte İ.S.Ç nin sağ yanına oturmaktadır. İ.S.Ç. onunla hiç ilgilenmeyince E. Tailor  bozulur. ‘’ burada olduğum inkar ediliyor. Böyle şey görmedim. Dikkatiniz hep solda. İ.S.Ç. ‘’gözleriniz o kadar anlamlı ki , başım dönüyor , düşecek gibi oluyorum ‘’ E. Tailor kahkahalar atar, çevir kazığı yanmasın gibi olsa da , konuşmanız hoşuma gitti. Sizi bir dansla ödüllendireceğim der ve dans ederler.

            İrandaki bir toplantıda iran şahı Pehlevi , Süleyman Demirel, Eyüphan ve İ.S i  arabasını alır ve şoför de kendisidir. O arada arka koltukta gülüşmeler olur . Şah sorar ne oluyor diye : İ.S. Ç.,  Şoförü imparator olan bir arabaya hiç binmemiştik te ondan  der. Tekrar gülüşürler.

            Demirel in koalisyonlar devrinde başbakan olduğu bir bakanlar kurulu  toplantısına,  Çukurova Üniversitesi rektörü olarak katılmıştım . Dış işleri bakanı olan İ.S.Ç. babamın vefatından dolayı , bana başsağlığı dilemiş ve kaybı hepimiz için bir üzüntü oldu demişti.

            1988 yılında , 80 yaşında iken bu dünyaya veda etti İ. S. Ç. Nurlar içinde yatsın.