DEİZME DOĞRU 6

06/12/2018 05:15 62

 

‘DİNDARLIK 15 SENE ÖNCE DAHA MAKULDÜ.’

‘İslam’ın politikleşmesi’, ‘Batı emperyalizmine karşı İslamcılık’ gibi kavramlar dinin politikleşmesini mi, politikanın dini kullanmasını mı getiriyor?

İkisi de yanlıştır. Emperyalizme karşı bir mücadele verilebilir, ama bunun için dini kullanmak yanlıştır. Arap Baharında, Arap diktatörlüğüne karşı dinci gruplar ortaya çıktı ve sonradan bunların daha diktatoryal yapılar olduğu görüldü. Zulüm devam etti. Müslüman Kardeşler Mısır’da yönetimi sağlayamadılar. “Seçimle gelmiş, devam etsin” dendi. Ama ilk aylardaki icraatlarına bakın! Dinin politikaya alet edilmesi ve politik bir iddia olarak ortaya konması hem kişilere, hem de dine zarar vermiştir. Bana göre dindarlık 15 sene önce daha makul, daha kabul edilebilir bir yaşam biçimi öngörürken, bugün belki bu vasfını yitirdi. Eskiden namaz kılmayan kişi camiye giden birini görünce, “Bana da dua et” derdi. Ama şimdi birbirlerine düşman oldular. Ezan sesi daha makuldü. Yaşar Nuri Öztürk de buna karşıydı, “Neden yüksek sesle ezan okuyorsunuz?” diyordu. Neden insanlar camiye yakın evlerden kaçıyor, neden insan sesiyle değil de büyük hoparlörle ezan okunur, bunların cevabını vermeleri gerekiyor. İslam’ın ilk dönemlerinde insan sesi nereye kadar giderse o şekilde okunuyordu. Hoparlörden yüksek sesle okumak, dini başka biçime sokmaktır. Nahoş bir durumdur.

‘EVRİM TEORİSİNİN MÜFREDATTAN ÇIKMASI YANLIŞ’

Evrim teorisinin Milli Eğitim müfredatından kaldırılmasına ne diyorsunuz?

Evrim teorisi bir buçuk asırdır güç kazanmaktadır ve modern biyoloji, evrim üzerine kurulmuştur. Dolayısıyla, öğrencilerin tam kavrayamayacağını düşünüp bundan vazgeçilmesi doğru değildir. Ona bakarsanız öğrenci yaradılışı da tam kavrayamaz, bu daha aklen kabulü zor bir teoridir. O yüzden, bilimsel doğru ne ise, onu bir şekilde öğrenciye vermek lazım.

Türkiye’de yaygın bir kesim evrim teorisinin İslam’a karşı olduğuna inanıyor. Siz evrim ve İslam tartışmasına nasıl bakıyorsunuz?

Bilimin kutsal kitaplara uygun olması gibi bir şartı yoktur. Bu kutsal kitaplar, modern bilim olmadan vardı. Dolayısıyla, bu bilgilerin bu metinlerde olması zaten mümkün değil. Kutsal kitaplar genelde ahlaksal değerleri yüceltmeye çalışan metinlerdir. Bilimsel bilgilere ihtiva etmezler. O yüzden, bilimin kutsal kitaba uygun olması gibi bir şart olamaz. Zaten çoğu zaman da değildirler. Mesela, Kitab-ı Mukaddes’e göre insanlığın 6 bin yıllık bir tarihi var. Hâlbuki şimdi milyonlarca yıl öncesine gidiliyor. Dolayısıyla, bu metinlerin bilime uygun olup olmadığı sorusu gereksizdir.

‘Cihat’ kavramının müfredata girmesi de tartışma yarattı...

Cihat kavramı bilhassa son dört beş yıldır İslam ülkelerindeki Arap Baharı ve IŞİD, El Nusra gibi militan gruplarla gündeme geldi. Bunlar saldırılarını cihat adına, kutsal bir amaç uğruna yaptıklarını söylüyorlar. Bu kavram günümüzdeki İslami terör örgütleri tarafından kirletilmiştir. Aslında cihat kavramı nefis mücadelesiyle alakalıdır. Cihat, geleneksel anlamıyla İslam uğruna, vatan uğruna savaşmaktır. Ancak bunun müfredatta İslami bir gereklilik olarak öğretilmesi yanlıştır. Vatan savunmasını profesyonel ordular yapar. Çocuk yaştaki insanlara çatışmacı bir ruh aşılamak yanlıştır. Şu anda Milli Eğitim’de verilen, hatta kültürde mevcut olan Kurtuluş Savaşı atmosferini de eleştiriyorum. Kurtuluş bitti, yüz yıla yakın bir süre geçti. İnsanları devamlı bir mücadele atmosferi içinde tutmak yanlıştır, onların verimliliğini ve psikolojisini bozar.

Müftülere nikâh kıyma yetkisinin verilmesine nasıl bakıyorsunuz? Yanlış. Cumhuriyet’in kuruluşundan beri belediyeler bu nikâh meselesini zaten yerine getiriyorlar. Resmi görevliler var. Bu alanda bir sorun çıkmadı, neden müftü yapıyor? “Müftü de resmi bir görevlidir, o da kayıt tutuyor” denebilir fakat belediyeden alıp müftüye vermek İslamlaştırma iradesidir.

Devam edecek…