Cumhuriyet…

07/10/2019 23:23 222

Sıcak bir Ağustos ayında, öğle vakti.

Atatürk Ulus’ta meşhur “Karpiç Lokantası”nda, yine mutat şekilde, cam kenarındaki masasına oturmuş, kafasında bin bir düşünce, yoldan gelip geçenleri seyrediyor.

Yolun karşı tarafındaki bir hareketlilik dikkatini çekiyor.

Yoldan gelip geçenlere; içindeki buzlu şurubun ısınmaması için; sırtındaki, meşinle kaplı bakır ibriğinden, beline bağlığı 4-5 gözlü tahta bardaklıktan  çıkardığı tahta bardağı, elindeki su ibriğinden döktüğü suyla, şöyle bir çalkaladıktan sonra, belini öne doğru  eğiyor, şerbetle dolan bardağı müşterisine uzatıyor.

Göğsündeki namı olan yazıyı, bu kere yüksek sesle uyumlu ve sattığı soğuk şurubunu da metheder bir üslupla bağırıyor;

“Erbabı bilirr…erbabı bilirr…

Mustafa Kemal hoşlandığı bu sahnenin baş aktörünün, yanına davet edilmesini istiyor.

Atatürk’ün huzuruna, ibriği sırtında, ter revan içerisinde çıkarılan “Erbabı Bilir” biraz endişeli ve şaşkın;

“Bana bir bardak şurup verir misin?”diyen ulu öndere; aktararak daha da soğuttuğu şurup bardağını uzatır.

Büyük komutan, kendisine ikram edilen şurubu adeta bir dikişte bitirdikten sonra; sırtındaki ibriği yere bırakıp, karşısına oturmasını ister.

Erbabı Bilir, bir an kendisini rüyada sanır, önce kaba etine bir çimdik atar, sonra hayal olmadığını anlayıp Ata’nın karşısına oturur.

Atatürk garsonlara, onun için de masaya bir servis açmalarını emreder.

Önce karşılıklı hatır sorulur; sonra Atatürk o emsalsiz zekasıyla “Halkın, yeni ilan edilen Cumhuriyet Rejiminden memnuniyetlerinin olup olmadığını sorar.

“Türk milletinin büyük çoğunluğu memnundur paşam” cevabını alınca memnun olur.

“Peki; Cumhuriyet nedir sence?” diye sorar ona.

Erbabı Bilir, cahil bir köylü. Ne bilsin Cumhuriyet denilen şeyi.

Ama Mustafa Kemal Paşa’ya mahcup  olmayı da hiç istemez.

Adeta bir anda değişim geçirir.

Yerinde şöyle bir doğrulur.

Sonra da tane tane şunları söyler;

“Cumhuriyet…Benim gibi bir garibanın; Türk Ulusu’nun kurtarıcısı olan Ata’sının masasında oturabilmesi, kısaca adam yerine konulmasıdır”

Bunun üzerine Mustafa Kemal Atatürk, karşısında duran yaverine; o mavi gözleri çakmak çakmak bir şekilde şöyle der;

“Maya tutmuş…maya tutmuş…”

Bir çocuk gibi sevinçlidir.

Bu arada şerbetçi müsaade ister.

Atatürk yerinden kalkar ve gitmeye hazırlanan Erbabı Bilir’in ibriğini sırtına almasına yardım eder.

Adam önce izin vermek istemez.

Ama şerbetçi için bu; hayatının en önemli ve güzel hatırasıdır.

Ömrü boyunca her sohbette dostlarına “Atatürk ibriğimi sırtıma almama yardım etti” diyecektir.

Yukarıdaki hikaye bizlere çok basit gelebilir.

Ama evet…

Bence de;

“ Cumhuriyet yurttaşın adam yerine konmasıdır”