Boşuna Atatürk dememişler

25/04/2019 04:46 178

 

Mondros Mütarekesi’nin iki maddesine (7-10) dayanılarak işğal edilen Adana, kendi makus talihi ile birlikte, temeli o kara günlerde atılan Türkiye Cumhuriyeti’nin kara talihini yenmesinde önemli bir rol oynamıştır.

Atatürk önderliğindeki “Kurtuluş Savaşı”nın en önemli parçalarından biri olan bu “Yiğit Çukurova” ulu öndere Kurtuluş Savaşı’nda bir meşale ışığı olmuştur.

Onun, kentimizi ilk ziyaretlerinden birinde söylediği şu sözler de, bu ifadenin gerçekliliğini teyit eder.

“Acı günlere ait olmakla beraber, bu memlekete ait kıymetli bir hatırayı yad etmek isterim..Efendiler, bende bu vekayiin ilk hissi teşebbüsü bu memlekette, bu güzel Adana’da vücud bulmuştur”

Demek ki; kabul edilebilir bir ifadeyle, Kurtuluş Savaşı’nın fikri evresi, ulu önder’in tabiri ile, bu güzel memlekette, Adana’da doğmuştur.

Bu gün ülkesi ve milleti ile bir bütün olan Türkiye Cumhuriyeti; demokratik, laik, hür ve serbest kalmayı, milli kıvanç ve milli şuur haline getirmiş olan milletimizin en aziz varlığıdır.

Görünen bütün aksaklıklarımıza rağmen, uygarlık ve çağdaşlıkta Dünya ile yarışmaya devam ediyoruz.

İlkelerimiz ve devrimlerimiz yolumuzu aydınlatıyor.

Güzel memleketimde, elbette benim gibi düşünmeyenler de var.

Aykırılık; insan yapısının en temel özelliği olduğuna göre, bu konuda söylenecek fazla bir şey yok.

Elbette Dünya’daki bütün siyasi sistemlerde de aykırı düşünceler mevcut.

Ancak bu sistemlerin içerisinde, sadece demokrasiler “aykırı düşünceye” sistemin bir parçası gibi bakarlar.

Gerçek demokratlar “Bizim gibi düşünmeyenler de, renkli mozayiğimizin bir parçasıdırlar” diye düşünürler.

***

O yüzden siyasi görüşleri ne olursa olsun tüm aydınlar ve siyasetçiler, bütün güçleri ile Cumhuriyeti, Demokrasiyi, Laikliği, hür ve serbest düzeni, loruma ve kollamaya mecburdurlar.

Bu vatanın toprağını, bir daha böldürmemek hepimizin asli görevidir.

Ulu Önder’in “Vatan Toprağı” ile ilgili bir anısı her hatırlayışımda, beni mutlu bir hüzne götürür;

Cumhuriyet törenlerine katılmak üzere yurdumuza gelen bir İngiliz devlet adamına, İstanbul’un tarihi ve doğal güzellikleri gezdirildikten sonra, yemek molası verilmek üzere Dolmabahçe Sarayı’na gelinmiş.

Denizdeki tekneden karaya ayak basmak üzere, eliyle toprağa tutunarak yukarıya çıkmak isteyen yabancı konuğun zorlandığını gören Mustafa Kemal; ona elini uzatarak yardım teklif etmiş.

Ancak eli toza bulanan İngiliz tereddüde düşmüş;

“Efendim elim kirlendi, sizin elinizi de kirletmeyeyim”

Gazi, bu sözleri gülümseyerek cevaplamış;

“Haşmetmeap, benim memleketimin toprağı, tozu, benim elimi kirletmez”

Bu sözler üzerine İngiliz, daha sonra memleketinde, olayı anlatırken;

“Ona boşuna Türklerin Atası anlamına gelen Atatürk soyadını vermemişler” diye ilave etmiş.