BORALTAN KÖPRÜSÜ

04/02/2019 23:01 563

1939 yılının Eylül ayı başında, II. Cihan Savaşı başladı. Ben o zaman 10 yaşındaydım ve 5. sınıf öğrencisiydim. O zor günleri iyice hatırlıyorum. Sıkıyönetim vardı, basına sansür konmuştu. İntihar olayları yazılamıyordu. Devletimiz savaşan iki grupla da saldırmazlık paktı imzalamıştı. Bu yüzden, iki tarafı da kızdıracak yazılar yazılmıyordu. Hava raporları verilmiyordu, geceleyin karartma vardı, sığınaklar kazılmıştı.

         Gazeteler bir intihar olayını şöyle yazmışlardı “Madam Haygonoş yanlışlıkla ağzını hava gazı musluğuna dayayıp, ölmüştür.”  

         Ekmek, şeker, gazyağı gibi yiyecek maddesi karne ile alınıyordu. Karaborsayı önlemek için, milli korunma kanunu çıkarılmıştı. Adaletten uzak varlık vergisini ödemeyenler, Aşkale’ye, hayvan vagonları ile gönderilip, yol inşaatında çalıştırılmıştı.

         Hala kimin yaptığı bilinmiyor Yahudilerle dolu Sturuma gemisinin Karadeniz’e batırılışı. Aynı şekilde Türk denizci ve havacılarıyla dolu Refah gemisinin Kıbrıs açıklarında batırılması da.

         Türkiye o günleri, diplomasi mahareti ile, harbin dışında kalarak atlatabildi. Şimdi anlatacağım olayı, ben yeni duydum. Çünkü gazeteler bunu yazmadı ve mecliste de bu konu tartışılmadı. Tartışıldıysa bile basına sızmadı.

         Olay şu; 1944 yılında Rus zulmünden kaçan 147 Azeri aydını, Türkiye’ye sığınmışlar. Ruslar bu kişileri geri istemişler.Normalde siyasi suçlu olduklarından iade edilemez kararına varmış Bakanlar Kurulu. Fakat Dış içleri Bakanlığı’na vekalet eden Nurullah Esat Sümer, Cumhurbaşkanıİsmet İnönü’yü ikna etmiş ve bu 147 kişinin iade kararını çıkartmış.

MülteciAzeriler bizi siz öldürün, Ruslara vermeyin diye feryat etmiş. Mültecileri trenle götüren subay, bu feryatlar karşısında hepsi intihar edecekler, bu yüzden Ruslara vermeyin diye telgraf çekmiş. Ama sonunda, 147 Azeri teslim edilmiş Ruslara. Bu Türk subayının gözü önünde kurşuna dizilmiş hepsi. Ölmeden önce Azeriler şu ağıtı söylemişler.

Boraltan bir köprü, aşar geçer Aras’ı

Yuğsan Aras suyuyla, çıkmaz yüzün karası

Karası, karası, merhamet fukarası

Karası, karası, merhamet fukarası

Düşman bekler karşıda, önüne kattı beni

Can alınan çarşıda, kardeşim sattı beni

Dönüp seslendim geri, merhametsiz birine

Beni siz vursaydınız, şu gavurun yerine

Böyle siyasi faciaların yaşanmaması en içten dileğim.