BİR DEVRİN HİKAYESİ

09/07/2019 06:50 752

 

Şüphesiz ki hayatta var olan her canlı ya da cansız, tüm türlerin, tüm varlıkların bir hikayesi vardır. Bitkilerden, hayvanlara, insanlardan olaylara kadar uzanan zincirin, ya tarihsel, yada güncel, ama mutlaka bir hikayesi vardır…

İşte bu hikaye de, bir devrin, o devri yaşamış, bir neslin hikayesidir.
50'li yıllarda Demokrat Parti'yle Hayata gözlerini açanlar.
Tahta beşiklerde ninnilerle uyuyup, 60 ihtilâlinin ayak sesleriyle uyananlar.
Çocukluğunu bu kargaşayla geçirip, 68 'de 18 yaşın heyecanıyla 68 kuşağının çilesini çekenler…
Bu hikâye sizin.
Bizim o yıllarda çocukluğumuz, hep sıkıntılarla geçmedi. Biz nedense ergenliğe geç girdik.
Çocukluğumuzu uzun yaşadık. Bizim oyun alanlarımız çoktu. Yemyeşil çayırlarda, bahçelerde
Evimiz kadar güvenli sokağımızda, Çeşit çeşit oyunlar oynardık.
Biz küçük şeylerden mutlu olmasını iyi bilirdik. Uzun kış gecelerinde içilen semaver çaylarıyla,
Aile toplantılarının sıcaklığını hep hissettik…
O yıllarda komşuluk bağlarımızda güçlüydü. "Bir maniniz yoksa akşam ANNEMLER size

gelecek" Sözü, bizi çok mutlu ederdi.
Karanlık günlerde önlüklerimiz karaydı ama, karanlıkları aydınlatan beyaz yakalarımız gibi,
Umutlarımız, mutlu günlerimiz de vardı.
Kitaplarımızı, defterlerimizi itinayla kaplardık. Tahtadan, telden, ağaçtan oyuncaklar yapardık. Yaratıcı, yetenekli , paylaşımcı ÇOCUKLARDIK.
Biz, yuvarlak, köşeli kurşun kalemlerimizle, düz, eğik, süslü italik, okunaklı yazılar yazardık.
Biz halk kütüphanelerine , Halk evlerine giderdik.
Ne omuza asmalı, deri renkli çantalarımız, ne 0,5 uçlarımız, ne de kokulu silgilerimiz vardı.
Tahta sıralı, varil sobalı sınıflarımızda, kara tahta başı heyecanlar yaşardık.
Nohutlu, fasulyeli matematik derslerimiz. Cin Ali serisi okuma saatlerimiz, Andımız, Gençlik Marşımız, Cumhuriyet şiirlerimiz, Sapanla kuş avımız, Derede Yüzme yarışlarımız,
Ömer Seyfettin, Dede Korkut hikayeleri, Kafdağı arkasına uzanan masallarımız.
Battalgazi, Köroğlu Destanları, Uzun kış gecelerinde uyuklayarak dinlediğimiz
Babaların, Dedelerin yaşanmış ilginç ve askerlik anıları…
Amerikan yardımı süt tozundan hazırlanmış, Beslenme saatlerimizi unutmak mümkün mü?
Ya sabahları üzerine ''tereyağı'' sürülmüş, Taze yumurtalı, pekmezli, kabaklı sabah kahvaltılarımız…
Tarhana Çorbasının lezzetini nasıl unuturuz? Pazar sabahları sıcak ekmek kuyruğunda,
Buharı, kokusuna karışmış pidelerden, somunlardan, elimiz yana yana yediğimiz lokmalar...
Bizim Amerika'dan ithal, herkesin okuduğu:
Teksas, Tommiks, Kinova, Zagor gibi kitaplarımız vardı.
Hayat, ve Ses Mecmuaları, Hürriyet'in ilâveleri, Milliyet Sanat Dergisi, TÜBİTAK BİLİM Dergisi…
Radyoda Enosis-Makarios, Vietnam haberleri, Arkası Yarınlarımız…
Liselerarası bilgi yarışmaları, Bizimkiler, Kaynanalar, Radyo Tiyatrolarımız,
Erkan Yolaç'la Evet-Hayır yarışmalarımız, Orhan Boran'ımızla Yuki'miz…
Hayatımızın bir parçasıydı. Soğuk kış günlerinde ,buzlu yollarda tahta okul çantalarımızı
kızak yapar kayardık…
Bizim mahalle bakkalımız, Haydar Amca'mız, Yolunu hasretle beklediğimiz postacımız
Bekçi Hasan'ımız, kasabımız, manavımız, berberimiz, aile fertlerinden biri sayılırdı.

Lâstik ayakkabıdan, naylon ayakkabıya, bez toplardan, naylon toplara, batarya pilli radyodan
ağır, iri, sandukalı, dantel örtülü Siyah-Beyaz televizyona biz kavuştuk…
Gazocağından, Aygaz’lı ocaklara, biz geçtik…
''Vita'' yağı tenekelerinden su kapları, çiçek vazosu yapardık…
60'lı sıkıntılı yılların sonunda, Amerika Apollo 11'i Ay'a gönderirken,
Bizim ilk yerli otomobilimiz; Anadol’umuz, arkasından 124 Hacı Murat'ımız…
O yıllarda bizim ne emniyet kemerimiz, ne otomatik klimamız, CD çalarımız,
Ne uzaktan kumandamız , ne oto alârmımız ne hava yastığımız , ne de otoyollarımız vardı
Çatılarda daha iyi görüntü için, ölüm tehlikesiyle antenleri biz çevirirdik.
Grundik, Şaplorenz Philips Marka asker bavulu televizyonlar da Karlı , silik,
bulanık görüntülerden oluşan erli diziler, bizi mutlu ederdi.
Arnavut kaldırımlarındaki oyunlarımız, gece muhabbetlerimiz, cambazlı panayırlar,
Topacımız, ( tendürük ) misketimiz, uçurtmamız, gizlice içtiğimiz, Birinci, Bafra, Gelincik ve
Yaka sigaraları….
Pamuk Şeker, Horoz şeker, Şeker Elma, Kâğıt helvalarımız…
Uzuneşek, Birdirbir, Saklambaç, Komen, Elim sende, Eşlerim Karabaş, oyunlarımız…
Hayatımıza renk katan, bayramlarımız…
Biriktirdiğimiz bayram harçlıklarıyla gittiğimiz Dönme dolap, Atlı karınca, Langırt
Beş atış yirmi beş çadır tiyatrosu.
İstop, dokuztaş, beş taş, mendil kapmaca gazoz kapağı, sigara kutusu, bilye, düğmelerle (kopça) Yaratılmış bir oyun dünyamız vardı…
Yakan Top, seksek, çelik-çomak oyunları…
Okulda Yerli Malı Haftalarımız, evde tasarrufa teşvik edici kumbaralarımız
Ada'ya barışı götüren Kıbrıs Harekâtımız..
Sokakta şeker, yağ, benzin kuyrukları…
Postaneden yazdırmalı telefonlarımız, pötü kareli, muşamba kaplı odalarımız,

Kestane pişirdiğimiz Kuzine sobalarımız, Mutfaklarımızda Tel Dolaplarımız,
Duvarında günlük ''Saatli Marif'' takvimimiz, Samimi, sıcak aile toplantılarımız…
At arabası, Hamal arabası, süslü Faytonlarımız…
Austin, Magirüs, Ford Opel, Chevrolet marka bagajı üstünde şehirler arası otobüslerimiz…
Futbol sahalarında Lefter'li, Metin Oktay'lı, Şenol, Birol'lu, Kadri'li Sanlı'lı, Kedi kaleci Varol Ürkmez'li, Can Bartu'lu, Sabri Dino'lu, Cemil Turan'lı, Metin Kurt, Metin, Ali Feyyaz'lı
Unutulmaz derbi maçları….
Sinemalarda John Wayne'lı Clint Eastwood'lu Unutulmaz kovboy filmlerimiz…
Beyaz Perdede, Muzaffer Tema, Ayhan Işık, Eşref Kolçak, Fikret Hakan, Cüneyt Arkın,Hulusi Kentmen, Cahide Sonku, Belgin Doruk, Kötü Adam Ahmet Tarık Tekçe, Erol Taş, Suphi Kaner, Salih Tozan, Göksel Arsoy, Filiz Akın, Fatma Girik Ediz Hun, Yılmaz Güney ve daha niceleri…
Müzeyyen Senar, Hamiyet Yüceses, Sevim Tanürek, Behiye Aksoy, Emel Sayın, Zeki Müren, Ziya Taşkent, Yaşar Özel, Mustafa Sağyaşar, Halit Aarapoğlu,
Erkin Koray, Berkant, Erol Büyükburç, adını sayamadığım daha bir çok sanatçı…

Barış Manço ile dünya turu... AŞK dolu, duygu dolu, hüzünlü şarkılar…

Yarın devam edecek…