Başsavcımızdan umut veren sözler

03/12/2018 03:47 177

 

Adana Cumhuriyet Başsavcısı Ömer Faruk Yurdagül ile tanışma şansımız oldu. İlk izlenimim onun kolayca gülen bir insan olması oldu. Gülebilmek, hem de en zor görevlerin altında iken gülebilmek çok önemli diye düşünüyorum. Onun daha ileri aşaması, insanın kendi yaptıklarına gülebilmesidir. Üstelik aileden gazeteciliği var. En son görev yaptığı yer Çorum, yani saf ve güzel Anadolu’nun esintilerini getirdi bize.

Devlet hizmetinde memur olmak…

Sohbet tam da bu noktaya gelince, ülkeye hizmet etmenin bedelleri düşüyor insanın aklına. Memur tayin olunca, bulunduğu yerdeki düzeni bırakıp, yeni görevinin yerine taşınıyor. Ailesi ve çocuklarının kurduğu dünya, bir anda değişiyor. Oysa orada oluşan dostlukları, çocukların okul ve mahalle arkadaşlarını, bir tayinle geride bırakmak zorunda kalıyorsunuz. Zor olduğunu biliyoruz. Ancak madalyonun bir başka yönü de var. Ülkenin birçok köşesini tanıma fırsatı kendiliğinden ortaya çıkıyor. Her gidilen yerde, o yörenin kültürünü, insanlarını tanıma şansını yakalıyorsunuz. Belki çocuklar önceleri bu durumdan şikâyet ederler ama yıllar sonra, ülkenin birçok yerinde dostları, arkadaşları olmasının keyfini yakalarlar. Bir başka açıdan bakarsak, bu dünya okulunda, tekâmül etmek için var olduğumuza göre, bu değişimlerin insan hayatına katkısının önemi, o zaman daha iyi anlarlar.

Başsavcımız ile sohbete gitmeden önce notlar almıştım. Notlarımdan paylaşırsam…

Sayın başsavcım hoş geldiniz,

Zor bir konuksunuz. Zorluğun nedeni, ülkemiz için en elzem olan hukuk ve adalet mekanizmasının, önemli bir erk kullanıcısı durumunda, görevli oluşunuzdandır. Devletimizin bazı kurumlarının örgütlü yapılar tarafından kullanıldığı su yüzüne çıktı. Yeniden temizlenme ve yapılanma döneminde, siz de görev yapıyorsunuz.

MarcusTolliusÇiçero ;“Adalet hissi insanlarda doğuştan mevcuttur.” diyor.Peki, adalet nasıl gerçekleştirilmeli? Sorusuna; Adaletin hukuk tarafından gerçekleştirilmeliilkesi değişemezdir, diyor.

Adalet sadece kanunlar uygulanarak sağlanabilir mi? Sorusu geliyor insanın aklına.

Adalet sağlamanın sadece kanunları uygulamak ile olmadığını, yargı merciinde bulunan bütün hukukçuların, vicdani tutumlarının etkisi olduğu gerçeği var.Kanun uygulayıcılarının yanı sıra, kanun koyucularının da düşünceleri ve vicdanları büyük önem taşıyor.Kanun koyucuları, uygulayıcıları, toplumun oluşturduğu oturmuş kuralları irdeleyerek, eleştirerek, hukukun genelin menfaatini sağlaması amacı için uğraşması gerekiyor.

Adalet bilgisini arar, aratır ve bize amacımızı hatırlatır aslında. Hepimizin sahip olduğu o adalet hissi, kürsülerinden insanları yargılarken, onlar hakkında suç duyurusunda bulunurken, belki de insanların hayatlarını değiştirecek kararlar alınırken gerek duyduğumuz bir histir.

Hz. Ali’ye soruyorlar; Devletin dini var mı? O da cevap olarak; ‘Var ve devletin dini adalettir. Adaleti olmayan devlet, zaten dinsizdir’ diye cevap veriyor.

Bir toplumda adaletin var olduğunu neyle ölçebiliriz?

Eflatun; ‘Bir toplumda suç varsa orada adalet yoktur’. Diyerek bize bir ölçü veriyor.

Nietzsche: Söyleyin nerede bulunur, gören gözleriyle, sevgi olan adalet?Diye soruyor ve adaletle ilgi bir tanım veriyor.

Adalet duygusu hepimizde var ve adaletli bir hukuk sistemi özlemindeyiz…

Bir hâkim ve savcı kime hesap verir? Sorusu çıkıyor karşımıza. Bu soruya en güzel cevap ‘kendi vicdanına hesap verir’ cümlesidir. Ama ülkemizde gördük ki, onca hâkim ve savcı vicdanlarını, bir örgütün istek ve amaçlarına teslim etmişlerdi.

Oysa bu ülke bizim ve devlette bizimdi. Devlet yapımıza sızıp, ele geçirmek isteyen örgütlenmeler, neredeyse başarılı olacaklardı. Devlet yapımızı hain sızmalara karşı koruyamamak fikri, bu ülkenin sade ve has vatandaşlarını gerçekten ürkütüyor. Bu tecrübe yaşandıktan sonra, insanın aklına, devlet içinde başka, böyle kişisel olmayan ama örgütlü yapıların varlığı şüphesi konusunda endişeler oluşturuyor. Kişi hak ve özgürlükleri ile özel hayatın gizliliğini zedelemeden, bu örgütlü sızmaları bertaraf etmek için devletimiz, nasıl sistemler kuruyor diye hepimiz merak ediyoruz.

Başsavcımızı dinlerken…

Adana ilimizde 16-17 bin civarında denetimli serbestlik kapsamında hükümlü olduğu bilgisini aldık. Buna hükümlü sayılarını da eklersek, ülke çapındaasyıları düşünürsek, suç ve suçlu konusunda ne kadar sıkıntılı bir ülke olduğumuz ortaya çıkıyor.

Rahmetli Kamuran İnan “İnsanımız yanlış yolda ve ne yazık ki benim vatanım hain yetiştiriyor’ diye, bir yazısında bahsetmişti. Bu durumun nedenlerini sorgulamak gerekiyor.

Bir başka açıdan baktığımızda, sayın başsavcımızın ifadesiyle, nasıl her insan engelli olmaya adaysa, yaşam içinde bilerek bilmeyerek yapılan hatalarla, herkes hükümlü adayıdır diyebiliriz. Başsavcımızın söylemlerinde, hükümlü konusundaki yaklaşımları gerçekten umut vericiydi.

“Ceza evlerinin bir fabrika düzeninde çalışması ve bir mektep gibi olması hedefimizdir. Adliyeye giren bir vatandaş, kim olursa olsun, ‘ben buraya girdiğim zaman, güvenle inanarak çıkarım’ düşüncesi içinde olabilmeli. Adalete olan güven ile memnuniyet ayrı tutulmalı. Memnuniyet kolay sağlanamıyor. Ama güven mutlaka sağlanmalı” diyerek bizlere umut verdi.