Başsavcıdan utandıran rakamlar!

03/12/2018 03:52 221

Gazetemizin geleneksel sabah kahvaltıları aralıksız sürüyor. Bu defa konuğumuz, 3 ay önce Adana’ya atanan yeni Başsavcımız Ömer Faruk Yurdagül’dü. Hem gazeteci, hem de Başsavcı olunca bizim işimiz daha da zor oldu tabi. 
Ama gazetecilik bu ya, her zaman bir yolunu bulursunuz. Biz de gazeteciliği bilen bir Başsavcıya sorular sorduk. Mesleğimizi bildiği için yanıtları da gazetecilere göre verdi Sayın Başsavcı. Kısa, net ve gizliliği ihlal etmeyecek, lekelenmeme hakkını gözetecek şekilde.   

Gazetemiz hakkında söyledikleri için Sayın Yurdagül’e teşekkür ediyoruz. “Başarılı, ayrıca ilkelerinden taviz vermeyen, tarafsız bir gazete” yorumu yaptığında haklı gururumuz bir kez daha bizlerin göğsünü kabarttı.  

Öncelikle uyum sağlayıp sağlamadığını anlamak isterken, Ömer Faruk Yurdagül, “Her yiğidin yoğurt yiyişi başkadır” dedi. Anladım ki, kendi sistematiğini işleyişe sokuyor. Kendine has özellikleri olan bir Başsavcı olduğu için, bunu yapması normal. Öte yandan bir önceki Başsavcımız Ali Yeldan için de çok güzel sözler söyledi. ‘Enkaz devraldık’ edebiyatı yapmadı. Bu da çok şık oldu. Çünkü Ali Yeldan, gerçekten çok zor bir dönemde Adana’da görev yaptı. Ve görevini yaptığı zaman zarfında alnının akıyla uğurladık kendisini Ankara’ya..


Adana Cumhuriyet Başsavcısı Ömer Faruk Yurdagül’le yapılan, Kahvaltılı toplantıda Sayın Başsavcıya sorduğum sorunun yanıtını zaten orta sayfada okuyacaksınız. 
Ben yine beyin fırtınamızda dikkatimi çeken konulara değinmek istiyorum.

“İmaj konusunda aslında Adana hak etmediği bir konumda” dedi Sayın Başsavcı. 
 “3 ay gibi bir görev süresinde Adana’yla ilgili bütün gözlemlerim aslında olumlu” cümlesini de kullandı. Olgu ve algı önemli Sayın Başsavcı Ömer Faruk Yurdagül’ün Adana’yla ilgili bir başka tespiti ‘olgudan ziyade algıda problem var’ oldu.

Kesinlikle haklı.  


Bu tespitler tabi sevindirici mi üzücü mü siz karar verin. 

Belki hak etmediğimiz konumda olduğumuz için, sevinmeliyiz. Çünkü; görünen anlatılan Adana başka, yaşanan Adana başka. Göründüğünün aksine, sıcakkanlı insanları, güzel havası, doğal zenginlikleri, tarihi geçmişi, geniş ürün yelpazesiyle tarımsal liderliği, zengin mutfak kültürü, sosyal yaşamın renkliliği, sağlık hizmetlerine ulaşım kolaylığı vesaire.. 

Ya da imajımızı yıllardır düzeltemediğimiz için üzülmeli miyiz? 

Ne zaman bir olay yaşansa Adana’da yaygın medya kuruluşlarının manşetinde yada TV’lerin en çok izlenen haberleri arasında. Adana’dan bir olay varsa TV’lerde, haber bülteninin sonuna kadar, fragman dönüyor ‘skandal olay’, ‘facia’, ‘Adana’da tüyler ürperten cinayet’ vs.vs.vs. 

Ne kadar trajik bir vaka!

Her neyse gelelim asıl konuya..


Sohbet esnasında tüylerimi diken diken eden, yüzümü kızartan, utancımdan nereye saklanacağımı bilemediğim rakamlar ortaya çıktı..

Çok üzücü rakamlar verdi Sayın Başsavcı Yurdagül. Mesela kadına karşı ölümle sonuçlanan şiddet eylemlerinde, Adana Türkiye’de ikinci sıradaymış..!

Birincilik İstanbul’da ama nüfusa oranlandığı zaman Adana için çok ciddi bir rakam ortaya çıkıyor.  Nasıl utandım bu rakamı duyduğumda erkekliğimden, insanlığımdan, Adanalılığımdan.. Asıl utanması gerekenler utanmazken..! 


Biz ne zaman bu hale geldik bilmiyorum ama bu konuda acilen bir şeyler yapmalıyız. Gerek kurumlar gerekse STK’lar bu işin üzerine var güçleri ile eğilmeli. Artık Adanalı olmanın ne demek olduğunu herkese iyice anlatmalıyız. Bu kentte güzel şeyleri çoğaltmak umuduyla.