BAKMA VE GÖRME

30/07/2019 03:57 1219

Bakma, bakışı bir obje üzerine çevirmektir. Devamlı olarak bakar ve bu sayede çevre ile ilişkiler kurarız.

Görmek, bakma ile başlar ama, görmek bakmak değildir, farklıdır bakmaktan.

Görmek, bir şeyin varlığını algılamaktır, seçmektir. Bebekler konuşmadan önce, görme yolu ile çevrelerindeki birçok şeyi tanır ve öğrenirler. Zaten öğrenme, ya görerek yada duyaraktır. Kimilerinde görerek öğrenme, kimilerinde de duyarak öğrenme öne çıkar.

Herkes bakar ama, farklı görür. Kimileri de, kimsenin göremediği, dikkatten kaçanları fark eder. Bu o kişi için, bir ayrıcalık ve meziyet. Modern bir resme, yazısız bir karikatüre bakanlar farklı şekilde yorumlamaz mı? Aynı adli olayı gören tanıkların ifadeleri, değişik olmuyor mu?

Uzun süre bakma, kimi zaman kanıksamaya, hatta görmemeye yol açar. Böyle kişilere, bomboş bakıyor ya da bakar kör denir.

Ayrıca bakış açısının ve ön yargıların değişmesi, gördüklerimizi de ve buna bağlı olarak ta gerçekleri değiştirir.

PET (Pozitron Emisyon Tomografi) ile yapılan bir araştırmada denek, bir objeye bakarken, beynin belirli noktaları aydınlanmış. Denek’e gözlerini kapatıp aynı objeyi hayal etmesi istenince, gene beynin aynı noktalarının aydınlandığı görülmüş. O zaman gören neresi? Göz mü, beyin mi? Elbette ki beyin.

Göz beynin bir parçası, uzantısı, dış dünyaya açılan penceresi. Göz, aynen bir fotoğraf makinesi ve görmede bir araç. Görense, beyin.

Bir objeye bakıldığında, bu objelerin görüntüsü ters olarak retina üzerine düşer. Önce retina hücreleri, sonra optik sinir ve görme yolu aracı ile görüntüler, çok süratli olarak beyindeki oksipital lopta bulunan görme merkezine ulaştırılır. Bu çok hızlı elektrik akımını sağlayanlar milyarlarca hücre.

Görme merkezini tahrip eden travmalar, kanamalar, tümörler, bazı toksik maddeler körlüğe neden olur. Bunlarda göz, sağlamdır. Buda gösteriyor ki, gören göz değil, beyindir. Araştırmacılar yeni teknolojilerden yararlanarak, bazı körlüklerin tedavisi için uğraşıyorlar.

Gözler ve bakış, çok şeyi ifade eder. Çünkü bunlar, kalbin aynasıdır ve duyguları saklamak çok zordur. Aşklar, kalbe dolan o unutulmaz, çarpıcı bakışlarla başlamıyor mu? Kin, nefret, korku, beğeni, hüzün, çaresizlik, iğrenme, küçümseme, teşekkür bakışlardan okunmaz mı?

  1. göz öylesine bir organ.