BABADAN OĞULA MEKTUP

10/10/2018 03:06 82

 

Sevgili oğlum, sen çalışmaya yurtdışına gideli çok uzun bir süre olmamasına karşın canım ülkemde her şey daha da güzelleşti! Bir bolluk bir refah sorma gitsin.
Hükümet; memur ve emeklilerin maaşına zam yapmak için altı ay önce maaşları dondurmuştu. Memlekette o kadar değişik statüde ve çok emekli var ki, ne yapsın adamlar. Tam maaş zamları geliyor derken bu ortanın solu denen Gandi’ ciler,  yürütmenin durdurulması için Yargıtay’a başvurdular. İşte bu yüzden iki aydır maaş falan da alamıyoruz. Eldeki birikmişim sanırım 2 ay daha yeter. Ama şu fırıncıların fiyat ayarlaması bir türlü bitmediğinden, sanırım bundan sonrasında bizim emektar düldülü de elden çıkarmak zorunda kalacağız. Zaten bindiğimiz ya da binebildiğimiz de yoktu. Nasıl bineyim? Benzin olmuş 14.75,!!! Yerse, binersin. Ekmeğin de 150 gramı 5,5 lira; annen dün ben evden çıkarken ekmeğin arasına salça sürüp tuz ve biber serpeleyip elime tutuşturdu. Dışarda bir şey yiyemezsin şunu yanına al diyerek uğurladı beni. Gözümde gençliğimizde fırından aldığımız o buharı tüten Ata ekmekleri canlandı birden. Ye ye bitmezdi ne bereketli ekmekti onlar, şimdikiler ise ancak sandviç ekmeği kadar, üç ısırmada bitiyor hey gidi günler hey.

Ankara’da senin mezun olduğun okulu, geçen hafta bir kararname ile daha da küçültüp bazı bölümleri de kapattılar. Sanırım artık eskinin o koca okulu on katlı bir apartmanda rahatlıkla eğitim verir hale gelecek. Zaten 56’de Amerikalılar kurmuştu. Gittikçe daha çok yerli ve milli oldu, bizim oldu.!
Tevfik amcanın kızı son üniversite sınavlarında başarı göstererek 26’ncı tercihi ev ekonomisi bölümünü kazandı. Ancak onlar da bir yandan sevinip bir yandan kara kara düşünür oldular, öğrenim masrafını nasıl karşılayacağız diyerek. Tüm ailenin hep birlikte çalışmasına, hatta büyükannenin evde mantı bükmesine karşın gene yetiremiyorlar. Asgari ücretin 16,250 Lira olduğu şu zamanda Allah yardımcıları olsun ne diyeyim. ÇOKİ’den (Çok Katlı İnşaat) bir ev sahibi olmayı beceremediler. Bizim atadan kalma evimiz var da nispeten idare edebiliyoruz.
Dün İstanbul’dan kuzen aradı. Hal hatır sordu, görüşemeyeli neredeyse 8 yıl olmuş, gene lafın sonunda birbirimizi evlerimize davet ettik. Onlarda sıkıntı yok da ya gelirlerse diye bazen düşünmüyor da değilim. 45 M2 evde ne halt ederiz diyerek. Onların tuzu kuru ÇOKİ’den yeni evlerini aldılar güzel güzel 110M2’de oturuyorlar. Biz gitmeye kalksak, otobüs parasını bile 1 yıl taksitle bankaya ödemem lazım. Şu an hiç de gerekli değil. Nasıl olsa bir gün gideriz.
Benim sağlığımı soruyorsun güzel oğlum. Çok şükür iyiyim. Artık sağlıksız olan kırmızı et yemiyoruz, vejetaryen olduk kısaca. Dolmuşu otobüsü de bıraktım, gideceğim yerlere genelde yürüyerek bazen de bisiklet ile gidiyorum. Kiloları verdikçe bir rahatladım sorma, şu an çakı gibiyim vesselam.
İlaç kıtlığı yüzünden istemim dışı ilaçlarımı da bulamayıp alamayınca, sanırım sağlığım kötüye gideceğine daha da bir düzeldi. Yerli firmalar hala muadil ilaç yapmaya çalışıyorlar; ama, memlekette kimyager olmadığından hala uğraşıyorlar yurtdışından gelenler de (kimyagerler) çok paragöz (!) olduklarından sektöre eleman dayanmıyor gelen gidiyor gelen gidiyor, dubakalim ne olcek?
Bugün maliye bakanı televizyona çıktı. Yeni önlemler paketini açıkladı. Temiz hava vergisi ve varsıllık vergisinde (evi veya arabası olandan alınan) yeni düzenlemeler olacakmış. Nasıl olsa arabayı satıyorum çok da önemli değil diye düşünüyorum. Umarım yanılmam. Zaten hayatımız vergi oldu.
Anneni sorarsan iyi, bu ay apartmanın arka bahçesinden tüm komşularla ektiğimiz sebze ve meyvelerin hasadını yaptık. Bu sezon hasat iyiydi. Elma ve erikler bir olmuş sorma, patatesler de sapsarı yemeye kıyamazsın. Ahmet amcana o kadar dedim şu kabakları oraya ekme güneşin altında cayır cayır yanarlar diye, aynen dediğim gibi oldu 50 derecede kabaklar cayır cayır yandı, Ahmet amcanın kabaklar olmadı yani.
Artık seneye akıllanır ne diyeyim. Bazen laf dinlemeyi öğrenmesi gerekiyor. Bu sene havalar nispeten geçen seneye göre iyiydi, en çok 59 en az 47 dereceyi gördük. Bazı kendini bilmezler de bu sıcaklıkları, 50-60 katlı binalara, yanlış yapılaşmaya, ekolojik dengenin bozulmasına falan bağlıyorlar. Yahu dikilmiş binanın sıcaklıkla ne ilgisi var? Dünyada küresel ısınma diye bir şey var, cahilliklerinden bunu göremiyorlar. Bu yollar yapılmasa, bu binalar dikilmese insanlar nerde yaşar? Nasıl gidip gelirlerdi bunu düşünen yok.
Alt katta oturan Aysel hanım bildiğin gibi, ameliyat hemşiresi idi evvelsi gün kadını açığa almışlar sorma. Ameliyat esnasında Pakistanlı doktorun dediğini anlayamadığı için hasta ölmüş. Ee ne yapsın kadıncağız?  0 doktoru anlamıyor, doktor da onu. Hasta ise her ikisini de anlayamıyor. Kabak da bizim Aysel’in başına patlamış. Doktorların %85’i ithal gelirse olacağı bu, ne yaparsın. Hastaneler birleşmiş milletler örgütü gibi oldu. İşte bu sebeplerden elden geldiğince artık kimse hastaneye uğramıyor, hastanelerde ne eskinin sırası ne de kalabalığı kalmadı.
Sevgili oğlum annen sesleniyor patates çorbasını ısıtmış yemek vakti. Şimdilik mektubuma son verir. Gözlerinden öperim, sağlıcakla kal. Baban...

SON SÖZ.’’ MESELA DEDİK.!!!’’