AYDINLANMA

30/08/2019 03:47 1052

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!

NE MUTLU, BU ZAFERDE EMEĞİ GEÇENLERE!

NE MUTLU, BU ZAFERE YÖN VERENLERE!

AYDINLANMA

Çok önemli gördüğüm bir konuya değinmek istiyorum. Aslında, yeni bir dizi yazıya başlayacağım ama, bugünkü konuyu önemli gördüğüm için yazmaya karar verdim.

Avrupa, Orta Çağ'dan,Yeniden Doğuş anlamına gelen Rönesans ile çıkmıştır. Bu süreç, Avrupa'nın yeniden şekil alması sürecidir. 1400'lerin ortalarından ve özellikle sonlarından itibaren başlayan bu sürecin bir çok nedeni vardır. Bunlardan önemli biri de, kilisenin olağanüstü zenginleşmesine, ülkelerin en etkin kurumu olmalarına gösterilen tepkidir.

Bu süreci Reform dönemi izlemiş ve bu dönemde doğrudan doğruya Katolik Kilisesine başkaldırı olmuştur. Martin Luther King ve daha sonra Calvenistler, yeni anlayışların ortaya çıkmasını sağlamışlardır.

Bu süreçlerin sonunda, 1648 Westfalya Anlaşması'ndan sonra, Avrupa'da yeni bir döneme girilmiştir. Genel kabul gören bir ifade ile Aydınlanma Dönemi denilen bu dönem, 1789 Fransız İhtilali'ne kadar sürmüştür.

Bu dönemin en belirgin özelliği, Avrupa insanının algı idaresi şeklinin değişimidir. Yani, özellikle dönemin büyük devletleri ve onların toplumları, insanın aklı öne çıkarması gerektiği anlayışının mücadelesini vermeleridir. Akıl, dünyayı ve kâinatı anlamakta ilk unsur olmalıdır. Bizim İbn-i Sina ve Farabi gibi dünya AKIL hocalarının 10. ve 11. yüzyılda söylediklerinin 7-8 yüzyıl sonra ortaya konuluşudur.

Avrupa Aydınlanma Dönemi, yani, aklın kullanılması gereğinin tartışılmaz kabulü ile, Avrupa, dünya hakimiyetinin temellerini atmaya başlamıştır.

Aklı kullanmak, yani, AKLIN KILAVUZLUĞUNDA YAŞAMAK, hiç bir konuda ve hiç bir düzene zarar vermeyeceği ortada iken, bu dönemlerde, bizim ulemamızın ciddi bir kısmı ve maalesef, yönetim kadrolarımız bunu ıskalamışlardır. Bu durum, 16, yüzyılın ortalarından itibaren, Art Niyetli Devşirmelerin etkin olmaya başlamalarının sonucu demek çok da yanlış olmaz sanırım. Çünkü, İbn-i Sinalar, Farabi'ler, Kâşgarlı Mahmut'lar,Yusuf Has Hacip'ler, Hoca Ahmet Yesevî'ler, Maturidi'ler ve daha bir çok BİLGİNLERİ ve BİLGELERİ, hem de 10,11,12. Yüzyıllarda yetiştirmiş bir Türk Milleti'nin 7-8 yüzyıl sonra Avrupa'nın yaşadığı Aydınlanmayı ıskalaması pek akla yatkın görünmemektedir.

Bu durumun, hepimiz tarafından, sorgulanması ve üzerinde durulması gereken bir durum olduğunu kabul etmesi gerekir diye düşünüyorum.

Elbette, Avrupa'ya imrenmek ve onlar gibi olmak düşüncesine son derece karşı olan anlayışın içerisinde kendimi konumlandırırım. Çünkü, Mustafa Kemal ATA TÜRK diyor ki; Biz kimseye benzemeye çalışmayacağız, biz taklitçi olmayacağız, sadece kendimiz olacağız.

İşte, bu nedenle, başkalarına benzemek, başkalarını taklit etmek değil, kendi tarihimizi, kendi geçmişimizi bilip AYDINLANMAK gerekir.

Bu yazıyı kaleme almaktaki ana gayem şu idi:

  1. gençlerimizle çok sık sohbet etmeye ve onları anlamaya çalışıyorum. Gençlerimizde, bir AYDINLANMA belirtileri ortaya çıkmakta olduğunu söyleyebilirim. Bu Aydınlanmanın, yani Aklın Kılavuzluğunda Yaşamayı kabullenmenin, bir bıçak sırtı durumu olduğunu da bilerek hareket etmek demek olduğunu da görmeliyiz. Diğer bir ifade ile, BİREY OLMAK, TOPLUMU YOK SAYMAK OLMADIĞINI ANLAMAK GEREKTİR.

Sonuç: GENÇLİĞE GÜVENELİM, OKUYANA İNANALIM.