Arzuhalci Kör Kemal

17/01/2019 14:19 841

Eski dönemlerde, kazançlı işlerden biriydi arzuhalcilik.

Zamanla, yaldızları dökülen yazı emekçiliğinin, İstanbul’dan Anadolu kentlerine, kasabalara yayılması, Cumhuriyetin ilanından sonra olur.

Arzuhalci deyip de geçmeyin.

Onlar (o zamanlar) bir çok avukatın bilmediği davalar hakkında  yazdıkları dilekçeler ile davalar kazandırırlardı.

O tarihte, Anadolu arzuhalcilerinin en ünlüsü Kemal Sadık Gökçeli’dir.

Bir çok avukat bile ona dilekçe yazdırarak dava kazanmıştır.

Gün gelir; komünizm propoğandası yaptığı iddia edilen bir çocuğun işkencede adını vermesiyle Kemal Sadık, partinin kurucu üyelerinden biri olduğu gerekçesiyle gözaltına alınır..

Daktilosunun arkasında boş kaldığı zamanlar öyküler yazan arzuhalci Kemal Sadık üç ay hapis yatar.

Oysa, söz konusu çocukla birbirlerini hiç görmemişlerdir bile.

Neyse ki; olayın “arzuhalcinin doğru sözü, zulüm karşısında boyun eğmeyen, ezilen insanların haklarını savunan kişiliğinden rahatsız olanlardan kaynaklandığını” anlayan yargıç beraat kararı verir.

Kemal Sadık adliyeden çıkarken, yanına gelen bir görevli, yargıcın kendisini odasında beklediğini söyler.

Arzuhalciyi karşısına oturtarak kahve ikram eden yargıç, onun hayatını değiştirecek bir konuşma yapar;

“Seni mahkum edeyim diye çok baskı yapıldı bana…O yüzden diyorum ki ; Çukurova’da kalma. Hemen İstanbul’a git..Orada Yeni Cami’nin arkasında da arzuhalcilik yapar geçimini sağlayabilirsin…Sanıyorum seni burada öldürecekler. Yazık olacak öldürülürsen…”Bebek” hikayeni ben de, karım da okuduk..Çok sevdik. Hatta eşim, merakından sizi görmek için bu gün mahkemedeydi..

 Ben fazla anlamam ama, Türkçe’yi kullanma ustalığınıza hayran olum.

Lütfen bana buralarda durmayacağınıza dair söz verin.

“Bebek” Kemal Sadık’ın ekmeğini kazandığı daktilosuna yazdığı öyküdür.

Ve yayımlanmamıştır.

Kemal; hakimin sözlerinden öykünün mahkemeye jandarma tarafından delil olarak sunulduğunu anlar.

Hakimin karısı ise; belki de onun yeteneğini ilk keşfeden okurudur.

Ama ne okur!

Sevdiği yazarı görmek için mahkemeye giden, hakim kocasına suçlananın çok yetenekli bir yazar olduğunu, özgürlüğü verildiğinde, edebiyatın en büyük kalemleri arasına gireceğini söyleyen bir okur.

Ve düşüncelerinde yanılmayan…

Kemal Sadık Gökçeli’yi siz, Yaşar Kemal olarak tanırsınız.

Biz dostları onu bir de “Kör Kemal” diye anarız.

***

Bu konu ile ilgili küçük bir anı;

“İnce Memed” romanı Türkiye’yi kırmış geçiriyor.

Yaşar Kemal, Yılmaz Güney, ben ve bir iki dost, romanı konuşuyoruz.

İçimizden biri, eleştiri babında;

“Yahu en yakın komşun falanı romanına almayı unutmuşsun” deyince, ondan önce ben lafa girdim “Kemal abinin görmez tarafına gelmiştir” dedim.

Arkasından “Kör Kemal” dediğimizi biliyor ya “Lan oğlum sen bana kör mü demek istiyorsun?” diye şakadan kükreyiverdi.

(Üç buçuk yaşlarında iken bir kurban kesimi sırasında halasının kocasının elindeki bıçağın kayarak gözüne saplanması sonucu sağ gözü kör olmuştu)

Kendisini saygı ve sevgi ile anıyorum.