AMERİKANIN PROJELERİ

08/08/2019 05:55 377

 

‘Al eline kalemi yaz başına geleni’ diye bir mısra vardır, güzel bir şarkının içinde . O şarkıyı çok severim. Seni sevdim seveli kanaryam diye başlar o şarkı. Bu ülkede yaşamaktayız, ve bizim başka vatanımız yok. Bu vatanda yaşayan herkes gibi yasalara saygılı olmaktayız. Hukuk her kese lazım deyiminin çokça konuşulduğu bir yerde, hukuk aramak ne kadar zor bir uğraşı. Bir kurgunun merhalelerinde Türkiye’de yönetimler başkalarının vasıtası olmuşlar. Bütün dönemlerde bu böyle olmuş. Orta doğuda güçlü bir devletin yaşamasını istemeyen güçler, dünyanın bu yöresindeki coğrafyayı, kafalarına göre şekillendirmek istemektedirler. Nedenini anlamaya çalışırsak, öncelik ; yörenin yer altı kaynaklarının, teknolojisi güçlü olan devletlerin ağızlarını sulandırdığı muhakkak.

Petrol nerede varsa bu devletler oraya odaklanmaktalar. Afrika da RUANDA ülkesinde hiçbir yer altı zenginliği olmadığından 1994 deki Hutu ve Tutsi’lerin bir birlerini yok etmelerine seyirci kaldılar. 800 bin insan yok oldu, ve buna Birleşmiş Milletler bile uzaktan seyretti. Türkiye’nin 1950 yıllarında Nato’ ya katılması ile birlikte Kore’ye asker gönderilmesi aynı yıllara rastlar. Kore’ye gemi ile gelen 5083 kişilik Türk Tugayı daha seyahat yorgunluğu ve çevre bilgisi verilmeden Kunuri’de Amerikan askerlerinin çekilmesi için, tampon görevi yapması istendi. Başarılı bir harekatta Amerikan askeri kurtulurken 218 şehit vererek bu görevi yapmalarını Amerika Birleşik devletleri hayretle izledi.

Türkiye’nin askeri gücünün ne kadar yüksek olduğunu anlayan Amerika tedirgindi. Demokrat Parti döneminin de mimarı olan Amerika, 27 Mayıs 1960 darbesinde önemli bir etken olduğunu bilim adamları söylemekte. Daha sonra siyasi gelişme ile iktidara gelen ve Türkiye’yi şekillendirme adına Adalet Partisinin de başına aynı mukadderatın geldiği bir realitedir. Bunda da Amerika’nın parmağı olduğu bir gerçek. Türkiye’de her siyasi değişiklikte Amerikan parmağının var olduğunu inkar etmek, abesle iştigalden başka bir şey değildir. 1980 darbesinde, zamanın ABD dış İşleri Bakanı;’’ Bizim çocuklar İhtilal yaptı’’ demedi mi? Bütün bu darbelerin alt yapısı Amerika’nın istekleri doğrultusunda oluşmuştur. Bu nedenle BALYOZ ve ERGENEKON gibi yapay örgütler şaibesi ile güçlü Türk Ordusu yıpratıldı. İnsanlar hiç yerine hapiste tutuklu kaldılar. Hatta hayatlarını kaybettiler. Orduyu itibarsızlaştırdılar…

4 Temmuz 2001 Amerika’nın Bağımsızlık kutlamalarına giden, o tarihte Recep Tayyip bey hangi sıfatla oraya gittiğini ve orada kimlerle konuştuğunu hiç merak ettiniz mi? Ben ettim, Pennsylvania dahil bir çok İsrail lobisi ile toplantı yapıp, Yahudi cemaatine bağlı bir Üniversite’den konuşma ayar edenlere bir çok vaatlerde bulunmuş olduğu, ihtimal dahilinde olduğunu, icraatlarında seyretmekteyiz. Türkiye de seçim senaryoları içinde 1994 de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından başlayarak hazırlanan süreçte, Parti Başkanlığına gelişinde, hatta Anayasa değişikliği ile Başkanlık sistemi adı altında tek adamla Türkiye’nin yönetilmesi , ve yöneteni de Amerika’nın yönetmesi planlanmış olabileceğini düşünmekteyim.

Yine 1990’ lı senelerde Amerika Dış İşleri bakanı Condoleezza Rice, (2005-2009 ABD Dış İşleri Bakanı)Orta Doğuda Ilımlı bir İslam hareketi olacağını ve sınırların yeniden çizileceğini, 22-24 ülkeye bölüneceğini ve bu küçük devletleri ABD’nin yöneteceğini, Tel Aviv’ de söylemişti. Bu bir proje idi ve bunun bir ayağı da Fethullah Gülen örgütü olduğunu herkes biliyordu. Tanımlanan proje ise BOP projesi idi.

Yine 2000’ li senelerde, Türkiye’de yenilenebilir enerji konusunda bir oluşumun önderliğini yapmaya çalışmaktaydık. Rüzgar santralları konusunda yasalardaki eksikliği kapatmak adına çeşitli bakanları ziyaret sırasında hazineden sorumlu devlet bakanı Ali Babacan’ı, yatırımcı bir grup işadamı ziyaret etti. Zorlukları dile getirildi. Ali bey gruba, ‘’Bu enerji konusunda Amerika da çeşitli şirketlerle temas ettim, Mobil, Shell gibi, Amerikan Enerji Ajansı ile konuştum, onlar bu enerji konularının değersiz olduğunu, ‘’ Biz size başka projeler verelim ’ dediler, bu nedenle hükümet olarak size çare olamayız’’ demekle yetinmişti. Biz bir avuç yatırımcı iş adamı, Miguel Cervantes’in Don Kişot ları , devletin kapısında Amerika’nın bir oyuncak projesi olduğumuzu anladık.

Şimdi ise ülkemde gittikçe zayıflayan yönetimin gözden çıkarıldığının işaretlerini almaktayız. Amerika’nın bu projesinin de muvaffak olmadığını da görebiliriz. Amerika Birleşik Devletlerinin her zaman bir kaç planı olduğuna inananlardanım. Tek bir proje ile tatmin olmaz, hemen bir başka plana geçerler. Günümüzde ortaya atılan alternatiflerde, Babacan ve Davutoğlu, Amerika’nın yeni alternatif projelerimi diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Dünyayı yönetmeye talip olan ABD’de de yüzlerce Think-Thank kuruluşunun işi ne dersiniz?

SON SÖZ:’’ BÜYÜK BALIK KÜÇÜK BALIĞI YUTAR.’’