Allah ve insan

08/06/2018 03:54 2179

İnsan merkezli dünya görüşünü Kur-an, Allah merkezli hale getiriyor. Allah ve insan iki temel odak olarak yer alıyor. Kâinatta, Allah’a denk ikinci bir varlık yoktur. İnsan ise, Allah karşısında sorumlu olan ikincil bir varlık. Allah yarattığı evrenin, hatta kâinatın içinde olan, tüm yarattıklarından münezzehtir.

Allah sürekli yaratma içindedir. Yarattıklarının tedbir ve takdirlerini yönetmektedir. İnsanı da Allah yaratmış ve onunla çok yakın bir bağ ile bağlı olarak haberleşmektedir. İnsanın efendisi Rabbidir ve Sünnetullah denilen, insanla ilişkisini ahlaki bir temele dayandırmaktadır.

Allah katından rahmet,

Allah katından şefkat,

Allah katından ihsan,

Allah katından adalet,

İcap ettiğinde gazap vardır.

İnsanlardan Allah’a nankörlük, azgınlık,

İnsanlardan Allah’a minnettarlık ve takva vardır.

Hepsi insanın tekamülü içindir.

Münezzeh

Kur-an 37.Sâffât S. 180.ayet

Senin izzet sahibi Rabbin, onların isnat etmekte oldukları vasıflarından yücedir, münezzehtir.

Kur-an 43.Zuhruf S. 82.ayet

Göklerin ve yerin Rabbi, Arş’ın da Rabbi olan Allah onların vasıflandırmalarında-tanımlamalarından yücedir, münezzehtir.

Münezzeh kelimesi Allah için;

İnsanlara mahsus her türlü sıfat, zaaf ve noksanlıktan uzak olan,

Arındırılmış ve tenzih edilmiş, temiz, arı, uzak,

Hiçbir şeye ihtiyacı bulunmayan manası taşıyor.

Münezzeh kelimesinden yola çıkarak,

Allah, insanların tüm tanımlamalarından arındırılmış ve tenzih edilmiş olduğunu söylüyor. Yani, tüm yarattıklarından münezzeh olduğunu söylüyor.

Buradan yürüdüğümüzde,

İnsanın ürettiği hayalleri,

Düşleri, fikirleri, düşünceleri vardır.

Hepsine bir insanın ürettikleri de olsa,

Bir başka yerde bu fikirler, düşünceler,

Hatta hayallerimiz ve düşlerimiz söz konusu olduğunda,

O insanın bütün bunlar kendisidir diyebilir miyiz?

Sadece bunlar o insanın fikirleri,

Sadece o insanın düşleri, hayalleri ve düşünceleri diyebiliriz.

Bunlar kendisidir hiçbir zaman diyemeyiz.

Nasıl bir insan için bunu diyemiyorsak,

Bu açıdan baktığımızda,

Tüm varoluş ve biz insanlar,

Allah’ın düşü, fikri ve düşünceleri olarak var edilmişken,

Var edilenlerin hiç biri,

Allah’ın kendisidir diyemeyiz.

Yani Allah’ın tüm yarattıklarından tenzih edilmiş olması,

Ve tüm tanımlamalardan münezzeh oluşu,

Allah’ın tüm yarattıklarının önce hayallerinde,

Düşünde oluştuğunu düşündürür.

Bu açıdan bakınca, 

“Tüm yaratılanlar,

Allah’ın düşüncelerinde oluşan,

Fikirlerin görüngüleridir.” diyebiliriz.

Düşünce sözden önce gelir.

Düşünceden önce de,

Onu oraya yerleştiren,

İlahi kıvılcım gelir.

Kur-an ayetlerinden biz insanlar…

Yaradılış toprağından,

Yani düzgün süzme çamurun kuru balçığından,

Bir damla sudan önce,

Hiçbir fiziki hacmi yokken,

Hiçbir şey bilmezken,

Ömrün en aşağı ucunda iken,

Bir damla su ile

Sonra yapışkan bir nesne oldu.

Sonra bir Alak’tan,

Sonra bir çiğnem et olan,

Bir çiğnemlik etten kemikler,

Kemiklere etleri giydirilerek,

Adı konulmuş bir süreye kadar,

Rahimlerde tutulup,

Sonra bebek olarak çıkan,

Ergenlik çağına ulaşan,

Bildikten sonra,

Tekrar hiçbir şey bilmeme durumuna,

Ömrünün en aşağı ucuna geri çevrilen,

Biz insanlar,

Bir döngü içinde hayatta,

Halden hale geçen,

Yeniden doğum için ölen,

Boyuttan boyuta geçen,

Rahimden, rahime

Her döngüyle bir tekâmül,

Döngünün bittiği yerde,

Sonsuz gerçek tekâmül yolculuğuna,

Başlamak için var olan

Biz insanlar…

Varoluş, İnsan beyninin tasarımlarında başlar.

Kadere hükmeden,

Algıların sentezinde oluşan insan iradesidir.

Varoluş idraki içindeki insana,

Tekâmül yolunda kendini aşması için

Ve hayatla baş edebilmesi için,

İslam yol gösterici olarak

Mücadelenin en doğru yöntemini sunuyor.

Varoluşun geldiği her noktasında insan,

Sorumluluk almak zorundadır.

Yaşadığımız dünya, tüm insanların dünyası.

Yaşamın her alanında hayatla mücadele,

Yaşadıklarımız sonucu oluşan

Hisler dünyası olan iç dünyamızda da,

Bir sorumluluğu ve hesaplaşmayı getiriyor.

Bu hesaplaşmalarda, vicdanımızı ne kadar yükselteceğiz?

Tüm insanların olan bu dünyayı ne kadar paylaşabileceğiz?

Varış noktasına,

Tek başımıza varamayacağımızın idrakini kazanarak,

Sorumluluk alıp,

Sorunları birlikte çözmenin tekâmül yolu olduğunu,

Ne zaman öğreneceğiz.

Tekâmül, irade ile kazanılıyor.

Dünyanın bu günkü halini düşününce,

Geldiğimiz noktanın hiç de iyi bir nokta olmadığını,

Hepimiz kolayca anlayabiliriz.

Yol, düşüncenin en derin, en yalın hali olan İslam yoludur.

Eğer bilincimiz gerçek İslam bilinci ile hareket ediyorsa,

Rehberimiz Kur-an’ın,

Açıklayamayacağı hiçbir olgu olmadığını bilmemiz gerekir.

“İslam, bir düşünce sistematiğidir.”