Adana Yahudileri 3

04/08/2017 22:27 311

 

Adana’ya yaşayan Yahudilerle ilgili bilgiler paylaştığım yazımıza son bölüm ile noktayı koyuyoruz. Bu bereketli topraklar bir çok topluma ev sahipliği yapmış. Bunu araştırdıkca karşımıza çıkan gerçekler insanı hayrete düşürmüyor değil. Yazımızın son bölümünde Rıfat N. Bali’nin, kaleme aldığı Adana Yahudilerinin meslekleri, gelenekleri ve toplumsal ilişkilerini irdeleyeceğiz. Adana Yahudileri arasında belli bir varlık sahibi aileler arasında şu isimler zikredilebilir:Eskenazi, Amado, Meşulam, Elman, Guilodo, Mizrahi Matalon (3 aile), Gatenyo, Hemsi,Termin, Benyeş, Çikurel.10 Bunların yanı sıra “Vanlılar” diye adlandırılan ve Van’danAdana’ya göç edip yerleşmiş ve aslen Gürcü olan Yahudi aileler de mevcuttur. Bunlar ise şöyledir: Basmacı Gülcan, Nuriyel, Nayman, İpeker, Kazmirci, Natan Harunzade, Zeki Asya, Aziz Çelik “Vanlı” diye adlandırılan bu aileler aslen Gürcü olup Tiflis’den önce Van’ın Başkale ilçesine göçüp buraya yerleştiler. Daha sonra Zeki Basmacı’nın deyimiyle “seferberlik sırasında” Başkale’den ayrılıp Adana’ya göç ettiler. Bu ailelerin çoğu da daha sonra Adana’dan İstanbul’a göç ettiler ve halen orada yaşamaktalar. Avram Galante 1939 yılında yayımlamış olduğu ve Anadolu Yahudilerinin konu eden çalışmasında Adana cemaatine ayırdığı sayfalarda Adana Yahudilerinin iştigal ettikleri mesleklerini şöyle tasvir ediyordu: “Adana Yahudilerinin iktisadi durumları iyidir. Genel harpten sonra gelmiş bulunan Yahudilerin tamamı manifatura satışı ile meşguldür. Geriye kalan Yahudiler ise muhtelif malzemelerin ticareti ile meşgul olup çeşitli meslekleri icra etmektedirler. Rodoslu Salamon Alhadeff ailesinin bir pamuk ipliği fabrikası vardır. Rafael Guilodo zeytinyağı fabrikasına sahiptir. İsak Eskenazi Osmanlı Bankası A.Ş. Adana Şubesinin müdür muavini olup aynı bankada çalışan birçok Yahudi memur mevcuttur. Geçmişte İsaac Levi Adana vilayetinin tarım müfettişliğini yaptı. Yusuf Selami Gabay da aynı vilayetin ticaret mahkemesi reisliğini yaptı.” 87 yaşında olan Moiz Meşulam ise Atatürk’ün kamuoyuna mal olmuş olan ve bir tren

kompartımanından dışarıya bakan fotografı çekmiş olan kişi. Henüz yedi yaşındayken

İstanbul’dan ailesiyle birlikte Adana’ya gelip yerleşen Moiz Meşulam fotografçılığa 1932

yılında başladı ve 1945 yılına kadar da bu mesleği icra etti. Daha sonra manifaturacılık yaptı.

Atatürk’ün 17 Kasım 1937 tarihinde Adana’yı ziyareti esnasında çekilmiş olan bu fotografın

öyküsünü Moiz Meşulam şöyle anlatmakta:

“O gün çok heyecanlıydım. Tren Garı’nda mahşeri bir kalabalık vardı. Ata’nın trenin

penceresinden bakarken çektiğim fotoğraf daha sonra poster olarak çoğaltıldı, bazı ders

kitaplarına konuldu. (..) Atatürk’ün Adana’da fotoğraflarını çektikten bir yıl sonra, cenaze

törenine de gittim. Sadece Türkiye’den değil, dünyanın dört yanından insanlar akın akın

Ankara’ya gelmişti. Cenaze töreninden de fotograflar çektim.”

Adana Yahudilerinin özelliği genç kuşağın Adana’da kalmayıp İstanbul’a göç edip burada

yaşamayı tercih etmesidir. Bu genellikle üniversite öğrenimi sırasında meydana gelmektedir.

Üniversite öğrenimi için Adana'’an genellikle İstanbul'’ gelen Yahudi gençler tahsilleri

sırasında ya İstanbullu Yahudi akranlarıyla tanışmakta ve evlenmekte veya tahsilleri

sonrasında İstanbul’da yerleşip mesleki hayatlarını icra etmekteler ve bu sırada

evlenmektedirler. İstanbul’a göçün bir diğer nedeni de Zeki Basmacı’nın deyimiyle

“boğulacaksan büyük denizde boğul” felsefesidir. Yani Adana’nın küçük bir kent ve

dolayısıyla sunduğu iş imkanlarının kısıtlı olması nedeniyle Adanalı Yahudiler İstanbul’a göç

edip talihlerinin burada denemeyi tercih etmekteler. Bu makalenin hazırlanması sırasında görüşülen Adanalı Yahudilerin tümü Türklerle olan ilişkileri “sorunsuz” ve mükemmel” olarak tarif ettiler. Bu durumun bir yandan Adana’nın küçük bir kent olması ve herkesin birbirlerini tanıması diğer yandan Adana Yahudilerinin sayıca çok az olmaları ve en nihayet Adana’da hiçbir zaman bir cemaat okulu mevcut

olmamış olduğundan Yahudi gençlerin akranlarıyla birlikte küçük yaştan beri aynı okullara

gidip beraber büyümüş olmaları da belirleyici etkisi oldu. Adana Yahudilerinin İstanbul ve

İzmir Yahudilerine göre Türk toplumuyla daha bütünleşmiş olmalarının bir örneği Klara

Eskenazi adlı hanımda görülüyordu. Klara Hanım Ballıca Hastanesi’nde gönüllü çalışmanın

yanı sıra Türk-Amerikan Kültür Derneği’ne de üyeydi. Klara Eskenazi de İstanbul Yahudi

cemaatine hafif eleştiride bulunuyordu:

“Bence onlar biraz fazla içlerine kapalı ve önyargılı. Adana’da apartman hayatı henüz çok

yeni. Bundan dolayı komşuluk ilişkilerine müthiş önem veriyoruz.”

Adanalı Yahudilerin tamamı İstanbul ve İzmir Yahudilerine göre Türkçeyi şivesiz ve

pürüzsüz bir şekilde konuşmaktalar. Bu sadece genç kuşak için değil orta ve yaşlı kuşaklar içi

de geçerlidir. Bu durumun ortaya çıkmasının nedeni de Adana Yahudilerinin nüfus açıdan az

olmaları ve İstanbul ve İzmir Yahudilerine göre Türklerle daha iç içe yaşamış olmalarıdır.

Orta ve yaşlı kuşak Yahudiler aile içinde İspanyolca konuşmalarına rağmen Türkçeleri bu

dilin izlerini taşımaktadır. Vanlı Yahudilerin yaşlı kesimi ise kendi aralarında aramice

konuşmakta idiler. Bu içiçe ve dostluğun yakın tarihteki bir tezahürüne Moiz Termin

adındaki tüccarın vefatı sırasında rastlandı. Cenazesine Adana Belediye Başkanı, Çukurova

Üniversitesi Rektörü ve Vergi Dairesi müdür katıldı.