ABD’de Başkan Olmak

18/07/2019 22:50 622

1981 yılında ABD Başkanlığı görevine başlamasından, yaklaşık bir ay sonra Ronald Reagan ve eşi Nancy, Beyaz Saray’da akşam yemeğini yedikten sonra, hiç beklemedikleri bir sürprizle karşılaşırlar.

Görevli garson yedikleri yemeğin hesap faturasını getirmiştir.

Baş kahyanın bir garsonla gönderdiği hesap faturasında, sadece o akşamın değil son bir ay’ın ütün yemeklerinin hesabı da yer almaktadır.

Sadece yemekler de değil.

Ağırladıkları kişisel misafirlerin, bir aydır kullandıkları kuru temizleme hizmetinden, diş fırçası, temizlik ve parfümeri malzemelerine kadar bütün kişisel malzemelerin ücreti de miktarlarıyla beraber kaydedilmiştir.

Ronald Reagan hesabın büyüklüğüne şaşırsa da, görevlinin getirdiği faturayı gülümseyerek alır ve muhasebeye maaşından ödenmesi talimatını verir.

Kocasının aksine, Nancy Reagan’ın şaşkınlığı çok daha büyüktür.

Anılarında “Kimse bize Başkan ve eşinin Beyaz Saray’da yaşarken yedikleri yemeklere ve kullandıkları günlük malzemelere para ödemek zorunda olduklarından bahsetmemişti” diye anlatır.

ABD eski başkanı Bill Clinton’un eşi Hillary Clinton’ın, geçtiğimiz yıllarda yayınlanan “Hard Choices” kitabının tanıtım ve imza gezilerinden birinde, Beyaz Saray’dan ayrıldıkları zaman “Borç içinde ve beş parasız” olduklarını söylemesi, sosyal medyada büyük yankı yapmıştı.

Hillary Clinton, tam sekiz yıl kaldıkları Beyaz Saray’dan taşınınca, Washington DC’de ve New York’ta ‘Mortgage’ kredisiyle iki ev aldıklarını, bu kredi ile kızları Chelsea’nın Stanford Üniversitesi parasının kendilerini, 2001 kışında 12 Milyon Dolar borcu olan bir aile haline getirdiğini anlatır.

Peki;  8 yıl boyunca yıllık ortalama 500 bin dolar maaşı olan ve kira gideri olmayan bir aile, niçin Beyaz Saray’dan beş parasız ayrılacaktı?

ABD Başkanları Beyaz Saray’a kira ödemez, ama onun dışındaki her şey maaşlarından kesilir.

Beyaz Saray, devletin Başkanları için tahsis ettiği bir misafirhanedir ve orada 4 ya da 8 yılını geçirmek zorunda olan her aile, kendilerinin ve kişisel misafirlerinin bütün masraflarını kendisi karşılamak durumundadır.

Sadece resmi devlet konuklarının ağırlanma masrafını Amerikan Vergi Mükellefleri öder.

Geri kalan kişisel mutfak giderleri, hizmet ve malzemelerin ücreti başkan ve ailesine aittir.

Başkan, takım elbiselerinin kuru temizleme ücretini kendisi ödemek zorundadır.

Konutun; başkan ve ailesinin kaldıkları kısmındaki, temizlikçi, garson ve hizmetçilerin çalıştıkları süredeki saat ücretini de başkan öder.

Kısacası kira ve elektrik faturası dışında, kendileri için harcanan her kuruşu devlete ödemek zorundadırlar.

Washington DC’de “1600 Pennsylvania Avenue” adresinde bulunan Dünya’nın bu en ünlü evinin adı Türkçe’ye, yanlış şekilde “Beyaz Saray” diye çevrilmiş olsa da aslında İngilizce’deki orijinal adı “Beyaz Ev”dir.

ABD Başkanı şehir dışı tatil masraflarını kendi cebinden karşılamak zorunda.

Yine örneğin başkan, ABD başkanlık uçağına, devlet delegasyonundan olmayan tek bir kişi bile binecek olsa, bir ticari yolcu uçağının ‘first class’ uçak bileti tutarında devlete para ödemek zorundadır.

İstedikleri yemekler pişirilir, malzemeler ve ürünler istedikleri markalardan seçilir ama bunların parasını Amerikan halkı değil, başkan maaşından öder.

George W.Bush’un eşi Laura Buşh’da “Spoken from the Heart” adlı anı kitabında, Beyaz Saray’da yaşamanın ne kadar pahalı oluğundan yakınır.

Yanlış hatırlamıyorsam ABD Başkanlarının maaşına en son 1999 yılında zam yapıldı.

Buna göre; başkanın çıplak maaşı yıllık 400 bin dolar civarında.

50 ile100 bin dolar arasında da görev tazminatı ödenir.

Bunların yanı sıra başkanın gezileri için, vergiden muaf yıllı 100 bin dolar harcırah ödenir.

Ancak Beyaz Saray faturalarının yüksekliği göz önüne alındığında, bir ABD Başkanın neredeyse maaşının tamamını aylık giderlerine harcar.

ABD Dünya’nın “süper gücü” olmasın rağmen Beyaz Ev, Dünyadaki en büyük devlet başkanı sarayı değil, aksine büyük devletler arasındaki en küçük devlet başkanlığı konutlarından biridir.

Şimdi diyeceksiniz ki “Biz Amerika’ya başkan mı olacağız ki”

Siz bu satırları okuyun da, kafanızın bir köşesinde kalsın.

Bilgi bilgidir…