4 EKİM HAYVANLARI KORUMA GÜNÜ

04/10/2019 19:20 613

Atalarımız ilk insanlar savunmasız ve silahsız olduklarından, korkuyordu hayvanlardan. Silahlanıp avcılığa başlayınca, avladıklarını ve onun ürünlerini yemeğe başladılar. Ayrıca bazı hayvanları da, taşımada kullandılar.

Sonraları at, eşek, köpek, kedi, keçi, koyun ve sığırı ehlileştiler. Tarımda kullandıkları hayvanların etinden, sütünden, yumurtasından, tüyünden, yününden, derisinden yararlandılar. Bu yüzden hayvanlara daha iyi baktılar ve beslediler.

1822’de İngiltere’de bir Hayvanları Koruma Derneği kuruldu. Bu dernek, 1931’de Lahey’deki toplantıda federasyona dönüştü. Bu federasyon 4 Ekim’i de, Hayvanları Koruma Günü olarak ilan etti.

Bugün birçok ülkede bu dernek var ve başarılı çalışmalar yapıyor. Yaptıkları ne? Yaralı, hasta, sahipsiz, aç-susuz-üşümüş hayvanları koruma altına alıyor, tedavi ettiriyor, doyuruyor, aşılarını yaptırıyor. Düzelenleri doğaya ve gerekli alanlara salıveriyor.  

Sıcak yaz günlerinde susuz kalmasınlar diye, bazı yerlere su dolu kaplar koyuyor.

Semavi dinler, hiçbir canlıya zarar verilmesini istemez ama,  gerçek öyle değil. Öldürülen, dövülen, zehirlenen, ayakları kesilen, gözü oyulan, suya atılan hayvanları sık sık TV ekranlarında görüyoruz. Bu bizi insanlık adına da, ulusumuz adına da utandırıyor. Hele Adana’da hamile bir kediyi, pithbull cinsi köpeğe parçalatan o iki çocuğun, “Niye bunu yaptın?” diyen gazeteciye verdiği cevap tüyler ürpertici. Cevap şu “Seni bile, rahatça öldürebilirim”.

Derneğin yapmaya çalıştıklarından bazıları da şunlar. Hayvanların kesimleri ağrısız olması. Balıkların yaşadığı ortam kirletilmemesi. Balık ve kuşların yuvaları bozulmaması, yumurtaları toplanılmaması. Avlanma mevsimi dışında av yapılmaması. Teyp, suni ördek, kapan, suya zehir-elektrik verilmemesi-dinamit atılmaması. Yasal sayıdan fazla da avlanılmaması.

Günümüzde vizon, astragan, leopar derili kürkler, yılan-krokodil ayakkabı ve çantalar artık yok gibi. Bu da büyük bir başarı.

Ama büyük paralar getiren fildişleri için filler, boynuzları için de gergedanlar hala öldürülüyor.

Kumar oynanan, öldüresiye horoz ve köpek dövüşleri bir vahşet. O heybetli boğaların ölümüyle biten, boğa güreşleri de öyle.

Sağlığa zararlı, tehlikeli boks müsabakalarının, hele kafes dövüşlerinin sporla bir ilgisi yok.

Hayvanlara niçin bazı kişiler kötü davranıyorlar? Araştırmalar göstermiştir ki, böyleleri çocukluk döneminde şefkat görmemiş mutsuzlardır. Büyüdükleri zaman hayvanlara da, insanlara da acımıyorlar.

Günümüzde evcil hayvanlara çok iyi bakılıyor. Aşıları, mamaları, yemleri, kuaförleri, veterinerleri bile var. Yalnız insanlar için en vefalı dostlar bu hayvanlar.

Atalarımız Osmanlılar bazı binaların korunaklı dış yüzeylerine, küçük ama zarif kuş yuvaları, daha doğrusu kuş evleri yaptırmışlar. Buralar kuşları soğuktan, fırtınadan, kardan, yakıcı-kavurucu sıcaktan, güneşten koruyan yerler.

Böyle bir geçmişi olan ulusumuzdan, hayvanlara zulüm eden insanların çıkışını üzülerek izliyorum. İnşallah, eğitimle hayvan sevgisi aşılanır, biz de bu dertten kurtuluruz.