19 Mayıs Hikayeleri  bitmez (2)

04/06/2019 21:21 513

Üçüncü Ordu Müfettişliğine tayin edilen Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’dan ayrılıyordu.

Yanında 12 kişiden oluşan “Erkan-ı Harbiye”sinden başka kimse yoktu.

Karadeniz’in azgın dalgaları ile sarsılan Bandırma Vapuru’nda arkadaşlarına şunları söylüyordu;

Bunlar işte böyle yalnız demire, çeliğe, silah kuvvetine dayanırlar.

Bildikleri şey yalnız maddedir.

Bunlar hürriyet uğruna ölmeye karar verenlerin kuvvetini anlayamazlar.

Biz Anadolu’ya ne silah ne de cephane götürüyoruz, biz yanımızda sadece ideal ve iman götürüyoruz.

Bandırma Vapuru ile bu küçük grup, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkınca, bir şarkı söylüyorlardı;

“Güneş ufuktan şimdi doğar, yürüyelim arkadaşlar”

Oysa o tarihlerde, ufuktan Güneş doğacağına dair, hiçbir işaret yoktu.

Tersine memleket bir zifiri karanlıktadır.

Adana Fransızlar, Urfa, Maraş, Antep İngilizler tarafından işgal edilmiş, başkent İstanbul “İtilaf Devletleri”nin işgalinde, Antalya ve Konya’da İtalyan Birlikleri bulunuyordu.

Samsun’da İngiliz askerleri vardı.

15 Mayıs 1919’da Yunan Birlikleri İzmir’e çıkmış, Batı Anaolu’nun verimli topraklarından memleketin kalbine doğru ilerlemekte idiler.

Dahası var.

Cumhuriyet, memleketin en önemli gelir kaynaklarını, yabancı şirketlerin elinde bulmuştur.

Demiryolları, limanlar, önemli tarım ve ticaret alanları, bayındırlık tesisleri, gümrük ve maliye gelirleri büyük Batı’lı şirketlerin elindedir.

Türkiye Cumhuriyeti, bu şirketleri paralarını ödeyerek birer birer satın almıştır.

İzmir-Aydın Demiryolu 2 milyon İngiliz pound’una satın alınınca, öğretmenlerimiz ödev vermişti.

Sevincimizi dile getirmeliydik.

O zaman Ortaokul öğrencisi idim.

Ödevimin başlığı “Demiryolmuz…Bağımsızlık Yolumuz” idi.

Tütün reji’si 4 milyon Frank’a satın alınınca bu sefer tütün yetiştiricileri (ayınkacılar)  bayram etmişti.

Köylümüz yetiştirdiği tütünü eşeğine yükleyip, pazara indiremezdi.

Tütün;ille de bir yabancı tekele, bu tekelin biçtiği fiyattan satılacaktı.

Aksi halde kaçakçı sayılıyor ve hapse atılıyor veya tütün kolcuları ile çatışıyor ve vuruluyordu.

Bunu anlatan bir ayınkacı türküsü diyor ki;

   Hacılar köyüne bastığım oldu,

   Tütünümün dengi, yastığım oldu

   Aman dostlar bakın benim çareme,

   Tütünün tozunu basın yareme.

Cumhuriyet, savaşlardan çıkıp a ekonomik gelişmesine odaklanınca “1930 Dünya Ekonomik Buhranı” patlak verdi.

Bunun Türkiye’ye etkisi, tarım ürünleri ve meyve ile sınırlı olan dışsatımı vurdu.

Buğdayın kilosu 15 kuruştan 3 kuruşa  düştü.

Köylünün gelirinin bu kadar düştüğünü gören Mustafa Kemal Atatürk, Büyük Millet Meclisi’ne şöyle bir teklifte bulundu;

“Bizim maaşımızla halkın geliri arasında büyük bir fark ortaya çıktı.

Bu Cumhuriyet idaremize yakışmaz…Benim maaşım da dahil milletvekili maaşlarını yüzde elli azaltalım”

Teklif kabul edildi.

Cumhuriyet ilan edilince, memlekette yatırıma harcanacak sermaye ve ekonomik hayatı idare edecek eğitilmiş insan yoktur.

Bu nedenle Cumhuriyet, ekonomik kalkınmayı devlet eliyle yapmaya karar vermiştir.

(Devam edecek)