1800 - 1923 LOZAN ARASI TÜRKİYE İKTİSAT TARİHİ - 2

14/09/2019 22:59 1026

 

İlgili dönemi anlatırken, bir konuyu daha belirtmekte yarar olduğu düşüncesindeyim. Din, siyaset, ahlâk, aile, cemaat, tarikat gibi toplumsal konuların iç içe girdiği bir durumdan, iktisadî ilişkileri ayırıp çıkarmak, arayıp, bulmak, İktisat Tarihçisi Mehmet GENÇ'in dediği gibi, "çayda erimiş şekeri bulup çıkarmak" gibi bir durumdur. Bu durum, yaptığımız işin zorluğunu gösterebilir, ama, yapmamıza engel olmamalıdır diye düşünüyorum.   

Osmanlı Devleti, kuruluşuna denk gelen tarihte, ekonomik kurumlar ve kurallar için, kendisinden önceki Türk Devletlerinden esinlenecek ve bu kurum ve kuralların İslamî kurum ve kurallar ile de örtüşmesini sağlamak gayretinde olacaktır. Ancak, bu anlayış, kuruluşu gerçekleştiren ve Devlete adı verilen Osman( bu ad üzerinde de son zamanlarda tartışmalar olmaktadır; ATAMAN olduğu iddiası gündemdedir) Bey için henüz göz önüne alınması gereken ilk iş değildir. Bu nedenle, Osman Bey dönemine ait iktisadî ölçülerde bir bilgi ile karşılaşmak çok zordur. Elbette, bu durum, iktisadî yapının hiç önemsenmediği anlamına da gelmemelidir.

Osmanlı Devleti'nin ikinci padişahı olan Orhan Bey zamanında, çok az da olsa ekonomik, malî bir bakış açısının oluştuğunu görebilmekteyiz. Özellikle, Orhan Bey'in kardeşi Alaaddin, iktisadî düzen oluşturmak konusunda önemli gayretler göstermiştir. Ele geçirilen yerlerin kayıtları tutulur, toprakların dağıtımı konusu planlanır ve gerekli işlemler yapılırdı. Alaaddin Bey, bu çalışmaların daha bir disiplin altına alınması için ilk defa sikkeler(madenî para) bastırmış, toprak dağıtımına bağlı olarak da yeniçeri ve sipahilerden (süvari) oluşan bir ordu kurmuştur. Sipahiler, savaşta gösterdikleri yayarlılıklar sayesinde toprakları işleme hakkı elde ederler, vergi vermezler, köylüye ekip biçtirdikleri bu toprakların gelirlerinden yararlanırlardı. Buna karşılık, topraktan elde ettikleri gelirin her üç bin akçesi karşılığında, savaş zamanında bir cebeci(asker) vermek zorunda idiler. İşte bu sistem; Tımar, Zeamet, Has olarak ayrılmış olan DİRLİK sistemidir.

Osmanlı'nın ilk dönemlerinde gelirleri, masraflarından fazla idi. Çünkü, devlet yönetimindeki bürokratik kesim, Dirlik düzeni sayesinde devletten ücret almadan geçimini sağlıyordu. Devletin en önemli masrafı, Kapıkulu denilen yeniçeriler ve Hassa askerleri denilen sürekli sipahilere verilen yevmiyeler idi.

I. Murat, maliye ile ilgili ilk kanunları ortaya koymuş ve Maliye Teşkilatını kurmuştu.

Yıldırım Beyazıt, tahta çıkınca, Cülus Bahşişi adı altında ilk defa para dağıttı ve bu durum, bu andan sonra devlette adeta gelenek haline geldi.

II. Mehmet (Fatih Sultan Mehmet), I. Murat'ın malî kanunlarının daha da gelişmesini ve genişlemesini sağladı. Bu arada, vergi çeşitlerini artırarak, devletin gelirlerinin daha da artmasına vesile oldu.

II. Beyazıt zamanında masraflar çok artmış olduğundan, yeni vergiler konmuş ise de, bu konan vergiler de masrafları karşılamaya yetmediğinden para sıkıntısı çekilmiştir.

Bu sıkıntının göstergesi olarak, I. Selim (Yavuz Sultan Selim)'in tahta çıkışında dağıtılan paraların bir kısmının borç olduğunu İktisat Tarihçileri belirtmektedirler.

Bu tarihe, yani, XVI. yüzyılın başına kadar, Devlet'in ekonomik ve malî bilgilerini ayrıntıyla veren kaynakların çok az olduğu bilinmektedir.

Bu tarihten sonra ise, daha ayrıntılı olarak Venedik kaynaklarından da yararlanılmaktadır.

Bu şekilde yaptığımız özetlerle I. Süleyman (Kanunî Sultan Süleyman) dönemine gelmiş bulunuyoruz. Önümüzdeki yazıda bu dönemden başlamak ümidiyle....