1800  - 1923   LOZAN ARASI TÜRKİYE İKTİSAT TARİHİ

06/09/2019 01:42 369

 

Daha önce  yapmış olduğum seri yazı dizilerimin ilgi görmesi nedeni ile yeni bir yazı dizisi yapmaya karar vermiş bulunuyorum. Bu dizinin konusu Türkiye'de az işlenmiş, ama çok önemli olduğunu düşündüğüm başlıktaki konudur.

I. Dünya Savaşı'nın Osmanlı Devleti tarafından kaybedilmesi ile birlikte İtilaf Devletleri ile Ateşkes anlamına gelen 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Anlaşması yapılmıştır. Bu Anlaşma ile birlikte başlayan sürecin sonunda, Osmanlı Devleti Yönetimi ortadan kalkmış ve yerini, yeni bir döneme, yeni bir Yönetim Şekline bırakmıştır. Bu değişim, dönüşüm ve yeniliğin siyasî, sosyal, hukukî, tarihî, kültürel boyutları olduğu kadar elbette ekonomik ve malî boyutları da olmuştur.

Bizim, toplum olarak, Askerî ve Siyasî Tarih'e düşkünlüğümüz fazladır. Belki de, dünyada da toplumların, milletlerin böyle bir eğilimi vardır, incelenmesi gerekir. Ancak, bu durum, bizde açık bir gerçektir. Böyle olunca, yani, Askerî ve Siyasî Tarih'e fazla yakınlık duyup, merakımızı bu yönlere ağırlıklı olarak yığınca, ister istemez, diğer toplumsal yapılar, konular fazla bir dikkati çekmemektedir. Dolayısıyla, diğer toplumsal yapılar, konular ilgi duyan, merak eden araştırmacıların konusu haline gelmekte ve onların gündeminde yer almaktadır.

Yukarıdaki son iki paragrafı birleştirince, biz de, Osmanlı Devleti'nin yönetiminden, Mutlak ve/veya Meşruti Monarşi'den Cumhuriyet'e geçişin EKONOMİK ve MALÎ şartlarını, geçişlerini, devirlerini, ilişkilerini vs. Merak edip incelemek, araştırmak gayreti göstermek gerektiğine inandık.

Durum böyle olunca, yani, bu araştırmayı ortaya koyma gayretine girince, elbette, konunun çok boyutlu olduğunu görmemezlikten gelemezdik. Diğer bir ifade ile bu devirin, 1918 yılı 30 Ekim süreci ile başlamayacağını, çok daha derinlere ve gerilere gitmek gerektiğini de bilerek yola çıktık. Bunun için de, genel kabul gören bir tarihleme ile 623 yıl süren Osmanlı Devleti'nin EKONOMİK ve MALÎ yapısını, şartlarını, gücünü kısa da olsa ortaya koymak gerekti. Çünkü, biliyoruz ki, toplumsal olaylar ve bunların ait olduğu toplumsal disiplinler, birbirlerinden kopuk olamazlar, süreklilik içinde ve birbirlerinin devamı şeklinde göz önüne alınmak zorundadırlar. Toplumsal disiplinlerin, doğa bilimlerinden en önemli farkı da zaten budur.  

Burada şöyle bir soru akla gelebilir:

Neden 1880 ve neden 1923 Lozan?

Önce neden 1880, onun cevabını vermeliyiz. Osmanlı Devleti, Kanunî Sultan Süleyman devrinde içten başlayan sıkıntılarını, 1774 Küçük Kaynarca Anlaşması'na kadar taşıdı. bu Anlaşma ile Devlette çok ciddi bir kırılma yaşandı. Bu kırılma iki temel konuda oldu.

1- Soydaş ve Padişahlarla doğrudan akraba olan Hanların idare ettiği Kırım Hanlığı, Rus egemenliğine geçme sürecine girdi. Bu durum Osmanlı için çok ağır bir sonuç idi.

2- !6. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren içten içe başlayan sıkıntıları halletmek için, devlet yönetim kadrolarının başvurdukları yöntemler, bu Anlaşma ile değişmek zorunda kaldı. Çünkü bu Anlaşmaya kadar Yönetim, geçmiş büyüklüğe geri dönmek için yapılması gerekenlerin küçük ve kendi buldukları çözüm ve yöntemler olduğu iddiasında idi. Bu Anlaşma gösterdi ki; Avrupa devletlerinin incelenip onlar gibi olmak, yanlış giden işlerin değişiminde daha önemlidir.

Bu nedenler ve özellikle ikinci konu, Padişahları da etkilemeye ve değiştirmeye başlamıştır. III. Mustafa'nın oğlu III.Selim, bu gerçeği hem kavrayıp ve hem de uygulamaya taşıyan ilk Padişahtır. Onun taht'a oturduğu tarih 1789 ve katledildiği tarih 1808'dir.

Bu köklü değişim çabalarının başladığı tarih olarak ve ortalama bir hesapla 1800 olarak alma nedenimiz kısaca budur.

Neden 1923?

Osmanlı Ekonomisi'nin Cumhuriyet'e neler devrettiği konusunun, İktisat Tarihi açısından çok işlenmemiş bir konu olduğunu gözlemlemiş bulunuyoruz. Bu nedenle, 1923, Cumhuriyet'in kuruluş tarihi seçilmiştir. Ek olarak, Lozan Anlaşması da bu tarihin anahtarıdır.

BU konuda Şevket PAMUK'un görüşünü de buraya almayı uygun görüyoruz:

"...iktisat tarihçiliğinde, Osmanlı 19. yüzyılı ve Cumhuriyet Dönemi, şimdiye kadar kalın duvarlar ve keskin uzmanlıklarla birbirlerinden ayrıldı. Bu iki dönemden birini inceleyen İktisat Tarihçileri, bir kaç istisna hariç diğerleriyle ilgilenmediler. Bu nedenle de Osmanlı ekonomisi ile ilgili çalışmalar genellikle 1914 yılında bitirildi. Cumhuriyet Dönemi ekonomisi ise, 1923 yılında incelenmeye başlandı. Önceki dönemle aradaki süreklilikten çok, kopuşlar vurgulandı. Bu nedenle, Türkiye ekonomisi için 200 yıllık bir bakış açısı sunan çalışmaların sayısı çok sınırlı kaldı (Türkiye'nin 200 Yıllık İktisat Tarihi)

Haftaya devam etmek ümidiyle...